Kış Uykusu

İsmail GEVEN Der Kİ;

22/03/2020

Aydın tanımlandığı şekilde toplumda genel geçer olarak inanılan şeylerin yanlış olduğunu fark ettiğinde sonuç her ne olursa olsun söyleme cesaretini gösteren bir misyon mu üstlenecek yoksa kendi fildişi kulesinden halka kibirli bir şekilde bakıp yaptığı söylemlerle dudak mı bükecek?

Filmin geneline bakıldığında bir Nuri Bilge Ceylan klasiği görmekteyiz. Olaylardan, süreçlerden daha çok karakter etrafında yoğunlaşarak seyirci salt izlemenin dışına çıkararak filme dahil edip yorumlama ve düşünme olanağını tanımıştır. Filmde Aydın isminde bir karakter etrafında bir aydın eleştirisi yapılmaktadır. Filmde Aydın kavramı halktan uzak kendine inşa ettiği fil dişi kulede kalan, yalnız, kibirli olarak sembolize edilmektedir. Fakat filmde bunu sembolize etmekten öteye gidilerek Türk Aydının kendi içinde yaşadığı ikilemleri ortaya koymaktadır. Bir yandan yalnız olmak isterken bir yandan kalabalıklara katılmak. Bu aydın sorunu kavramın içerdiği anlamın boşluğundan kaynaklanmaktadır. Bunun sonucunda yaşanan olumsuz sonuçlar filmde eleştirilmiştir. Filmde Necla’nın “O kimlikten o kimliğe çekirge gibi zıplayıp duruyorsun. Kendinle yaşamaya alışmalısın.” Film bir başka yanıyla taşra hayatının zorluklarını yoksulluğun getirdiği etkileri sahnelemektedir. İmam Hamdi bir yandan kendi bulunduğu statüye uygun olarak insanlar içinde bir rol sergilemeye çalışırken ortamdan çıktıktan sonra farklı roller sergilemektedir. Bu ise hemen aklımıza Goffman’ın günlük yaşamda benliğin sunumu isimli çalışmasını getirmektedir. Çalışmasında insanların gündelik hayattaki rolleri veya benlikleri ile gerçek benlikleri arasındaki farklılığa vurgu yapmaktadır. Filmde göze çarpan farklı bir konu ise Aydın kavramının toplumsal olarak işlevi sorunudur. Aydın tanımlandığı şekilde toplumda genel geçer olarak inanılan şeylerin yanlış olduğunu fark ettiğinde sonuç her ne olursa olsun söyleme cesaretini gösteren bir misyon mu üstlenecek yoksa kendi fildişi kulesinden halka kibirli bir şekilde bakıp yaptığı söylemlerle dudak mı bükecek? Film üzerinden yorumlandığında aydın karakterinin filmde bu ikilem içerisinde kaldığı gözlemlenmektedir. Halk kesimini temsil eden İmam Hamdi’yi önyargılı bir şekilde eleştirmesi, belki de en can alıcı nokta olarak çamurlu ayakkabılarını bir tarafa ayakları ile itmesi bunun bir örneğini temsil etmektedir. Aydın konusunda yapılan bir diğer eleştiri ise hissetmediği duyguları başkaları üzerinden eleştirel bir biçimde yargılamasıdır bunu ise şu replikte görebiliriz ““Yaşlıları geri kalmışlıkları, tutuculukları, özgür düşünemedikleri için; gençleri ise özgür düşünceleri yüzünden, geleneklerden kopuk oldukları için beğenmiyorsun. Halkın, ülkenin çıkarlarının en önde olması gerektiğini söyler durursun ama her karşına çıkandan hırsızmış, soyguncuymuş gibi kuşkulandığın için halktan da nefret ediyorsun. Nefret etmediğin insan yok neredeyse.”