Şeref Kavramı

İsmail Adi DER Kİ;

Kadına yönelik şeref kavramını, çok ve çok düşündüm. Nasıl doğmuş, doğduğunda da ne demekti ve neyi ifade etmekteydi..? Bazen soruların kendileri detaylandırıldığı ve tek sorudan çok dal oluştuğunda, sorunun pusulasının yönleri karışır veya kendisi kaybolur. Mutezile’nin en büyük öncüsü olduğunu iddia ettiğim ve genelde onların büyük isimlerinden biri olan Ebu İshak İbrahim Alnazzam, buna benzeyen bir durumu yaşadığında demiş ki: “Her şeyi bilmek isteyeniniz varsa, ailesi onu hemen tedavi etmesi gerek” (صباح، 1998). Diye ilk sorumuzla yetinerek cevaplarına bakmaya karar verdik: Şeref kavramı nasıl doğmuştur? Şeref kavramı insanın kendi içgüdülerinden olduğunu iddia eden islami metinlerin vürud ettiğini bilmekle birlikte, psikolojik ve hatta felsefi bir incelemenin türünden olduğundandır ki, ona değinmemeyi tercih etmekteyiz. Çünkü sosyoloji, insanın bilinçaltında veya bilkuvve (potansiyel) olarak mevcut olan kavramlardan söz etmekten ziyade, onun bilfiil durumuna geçtiği veya topluma geldiği, gözle görülebilir durumunun ortaya çıktığını incelemektedir. İlkel toplumdan kölecilik toplumuna, ondan sonra da feodal topluma geçmiş olduğumuzu göz önünde bulunduran marxist çalışmaların bazılarına göre, herkesin belli mülkiyeti olduğu dönem olan feodal toplumda (şeref) kavramı kadını mülk etme şeklinde vücuda gelmiştir. Yani, her insanın ona has tarımı, arsası, inekleri ve koyunları olduğu asırda, erkek, kadınını veya kızını da kucaklayarak “bu benimdir” demeye kalkmıştır. Buradaki bahsettiğimiz bu benimdir duygusu, kadını mülk etme ve onun ardından da kadını bütün tehlikelerden koruma fikrini doğurmuştur. Marxist arkadaşların söylediklerine pek ikna olmamış olabilirim burada, ama yine de çok da akılcı ve tarafsız olduğumu iddia etmeyi zor bulup Gustave Le Bon sözünü iyi hatırlıyorum: “insan dediğin şey duygusal varlıktır” (لوبون، 2011). Blaise Pascal da bunu farkettiğinde demiş ki: “Kalbin kendine has nedenleri vardır ki, akıl hiçbir zaman anlayamaz” (Dostoevsky, 1917). Ayrıca, İslami literatürde İmamı Şafinin de kendi şiirlerinde bu konuda önemli bir psikolojik meditasyonu vardır. Onu Türkçeye şöyle çevirebiliriz: Rıza gözü örterken tüm ayıpları Öfke gözü döker tüm kusurları... (الشافعي، 2006). Bahsettiğimiz pusula kaybolmaması umuduyla konuya dönelim. Daha çok araştırdığımda, konuşmuş olduğumuz her şeyi mehir meselesine bağlayan analizlere de düştüm. Derler ki: Bakire olan kadına verilen mehirler yüksek olduğu için, bir kadının bakire olması pahalı olması anlamına geliyor olmuştur. Bakire olma pahalı olmaya bir işaret ise, şeref pahalıdır demektir, ve (şeref pahalı bir mülktür) gibi bildiğimiz sözler artık şeref kavramını temellendirmeye başlar (durant, 1953). Daha derinlikli bir anlama girişimlerinden birine göre ise, avcılık toplumlarından tarımcılık toplumlarına geçişte çok prensip ve ilkeler değişmiştir. Mühim ilkelerden biri olan Cesaret yerine çalışmak ve çalışmaya devam etmek, savaş yerine barış geçmiş olup ev ve tarımda kadının çok iş yapabilmekte olduğu için kadının statüsü yükselmesinin yanısıra, hakareti yaşadığı dönemleri aşmayı da başarmıştır. Bu dönemdeki kadının da günlük iş ve katılım hayatında geçirdiği yükselişle birlikte, şeref ve annelik gibi kavramlar da bir yükseliş süreci yaşamıştır. Bunların herbiri hermenötikçilerin tabiriyle; okuma, ve okuma sonucu olduğunu unutmayalım. Umberto Eco diyor ki: “her okuma bir te’vil sürecidir” (بنكراد، 2015) . Tabii ki, buradaki (okuma)dan kastettiğimiz mana, Arapça’nın özünde okuma veya (kıraat) kelimesinde yatmış olan (yaklaştırma ve kucaklatma) anlamı bulunmaktadır. (Yaklaştırma)dan kastedilen şey, anlamları ve anlamların tezahürleri olan olguları algılama amaçlı birbirine yaklaştırma, harfleri –olgunun ayrıntılarını- birbirine kucaklatma sürecidir. Başka bir deyimle, okuma eylemi, somut anlamda harfleri, soyut anlamda ise manaları birbirine yaklaştırarak idrak sağlamaktır. Böyle bir anlamı göz önünde bulundurarak kuran’ın ilk sözü olan “oku”dan anlaşılacak ne kadar çok şey olduğu sorusu, bu yazının sonuna rastlaması da bir nasiptir. Son bir şey dememiz gerekirse; “her okuma bir te’vil, her te’vil de bir tahmin, her tahmin de araştırmanın bir türü, ve her araştırma da bir okumadır” deriz. Kaynakça:

Dostoevsky. (1917). Letters of Fyodor Dostoevsky to his family and friends. In Dostoevsky, Letters of Fyodor Dostoevsky to his family and friends (p. 155). California: California libraries.

durant, w. (1953). pleasures of philosophy. In w. durant, pleasures of philosophy (pp. 142-155). New York: simon and schuster.

سعيد بنكراد. (2015). السيميائيات مفاهيمها وتطبيقاتها. تأليف سعيد بنكراد، السيميائيات مفاهيمها وتطبيقاتها (صفحة 24). دار الأمان: الدار البيضاء.

عبدالكريم صباح. (1998). الحديث الصحيح ومنهج علماء المسلمين في التصحيح. تأليف عبدالكريم صباح، الحديث الصحيح ومنهج علماء المسلمين في التصحيح (صفحة 259). الرياض: شركة الرياض للنشر والتوزيع.

غوستاف لوبون. (2011). سيكولوجيا الجماهير. تأليف غوستاف لوبون، سيكولوجيا الجماهير (صفحة 109). بيروت: دار الساقي.

محمد بن إدريس الشافعي. (2006). ديوان الإمام الشافعي. تأليف الشافعي، ديوان الإمام الشافعي (صفحة 32). القاهرة: مكتبة الآداب.