Şerif Mardin’de İdeoloji Kavramı

Yunus Çelik Der Ki;

İdeoloji kavramı ‘düşünce/fikir’ anlamındaki ‘idea’ ile ‘bilim/disiplin’ anlamlarına gelen ‘loji’ kelimelerinden oluşan bileşik bir isimdir. İdeoloji kavramını ilk kez kullanan Destutt de Tracy adında bir Fransız düşünür olduğu bilinmektedir (Kavramlar: ideoloji, (4.05.2013)). Fransızca’da ‘‘İdeologie’’, İngilizce’de ‘‘İdeology’’, Almanca’da ise ‘‘Ideologie’’ gibi anlamları bulunmaktadır.

İdeoloji kavramı 21. yy’da yaşanan olayları-sorunları ve düşünce akımlarını incelediğimizde gittikçe sık kullandığımız bir kavram oldu (Mardin, 2015, s. 13). 20. yüzyılı incelediğimizde ise bu dönem de en yoğun şekilde ideoloji kavramı kullanılmaktadır. ‘‘İdeolojik Akımlar’’ ‘‘Marksist İdeoloji’’, ‘‘Sağın İdeolojisi’’ (Mardin, 2013, s. 15) vb. gibi deyimler sıklıkla kullandığımız ve giderek kullanım alanı genişleyen bir kavram olmuş durumdadır. Bu yüzyılda yeni düşünce tarzları ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu düşünce tarzlarına bizim ilk olarak kullandığımız deyimler genellikle ‘‘X İdeolojisi’ ya da ‘Y ideolojisinden etkilenmiş’’ gibi deyimler olmaktadır. Türkiye de bu kavram son on yılda toplum meseleleriyle yakından ilgilenen kimselerin kitaplarında ve makalelerinde çok sık rastladığımız bir kavram olmaktadır (Mardin. 2013, s. 15). Şerif Mardin ve daha bir çok sosyal bilimcinin araştırma alanına girmiştir.

İdeoloji kavramından ne anlamamız gerekiyor? İdeoloji bir dünya görüşü ya da bir düşünce biçimi midir? İdeolojiler sabit, değişmez düşünceler mi yoksa zamanla değişebilen, durumdan duruma farklılık göstermekte midir? Sosyal bilimler literatürüne baktığımızda ideoloji kavramına tek bir geçerli tanım getirilmemiştir (Althusser, 2003, s. 12). Gramsci’ye göre ideoloji, sistemin sürekliliğini sağlayan, ana yapılar arasında olduğu kadar dönemler arasında da bağlantıyı kuran bir zincir görevi görmektedir. Althusser’e göre ideoloji, toplumsal yaşantıyı farklı biçimde fakat her zaman ve her aşamada kendiliğinden etkileyen bir oluşumdur. Marx’a göre ideoloji, ‘yanlış bilinç’ demektir. Hakikatin çarpıtılması, gerçeğin gizlenmesi ve bunlarla birlikte yanlış bir dünya görüşünün ortaya çıktığı ifade etmektedir. Şerif Mardin’ göre ise ideoloji kavramına yüklediği tanımlardan bir tanesi de şudur; ideoloji, olaylar üzerine kurulu, insanların düşünce ve davranışlarını etkileyen çeşitli kaynaklardan beslenen bir inanç sistemidir. Yukarıda ifade ettiğimiz gibi ideoloji kavramına tek bir anlam yüklenilmemiş birçok düşünür tarafından farklı yorumlanmıştır. İdeolojinin farklı yorumlandığıyla ilgili bir örnek verecek olursak Türkiye de 1974 yılında bir grup üniversite öğrencisi üzerinde yapılan bir anket çalışması ile ideoloji kavramı, araştırmaya katılanlar arasında iki farklı anlam taşıdığı ortaya çıkıyor. Öğrencilerin büyük çoğunluğu için ideoloji kavramı sistematik bir düşünce yapısı iken öğrencilerin bir bölümü ise ideoloji kavramını gerçekleri olduğu gibi yansıtmayan bir düşünce yapısının olduğunu söylemektedirler (Mardin, 2013, s. 15). Bu araştırma sonucundan da anlaşıldığı üzere ideoloji kavramı tek bir anlam ifade etmemektedir. İdeoloji kavramı insandan insana farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Bu farklılık etrafında aynı düşünceyi taşıyan farklı statüden insanlar ise bir araya gelebilmektedir.

Şerif Mardin ideolojiye getirmiş olduğu tanımlardan bir tanesini şöyle açıklamaktadır. ‘‘İdeoloji’’ gerçeği ‘‘kültür’’ gerçeği ile çok yakından bağlantılıdır, ideolojinin saygınlığı da kültür endüstrisinin esaslarına dayalı olarak gelişir. İdeoloji, geleneksel toplum haritalarının modern çağlarda etkisini kaybetmesi sonucudur: bu etki sonucu yeni bir toplum ‘‘haritası’’ ortaya çıkarttığı görülebilmektedir (Mardin, 2013, s. 20). İdeolojileri bir sistem içerisinde anlamlandırdığımız zaman, ideolojileri insan düşüncesi üzerine yönlendirici bir ‘‘harita’’ olarak görebilmekteyiz (Mardin, 2015, s. 25).

İdeolojinin toplumun farklı statüdeki insanları bir arada tutmasının ve insanların toplumsal yaşamlarını belirleyen temel öğelerden biri olmasının sebebi, bu insanların içinde yaşadıkları toplumu algılama şekilleridir. Her insan kendi toplumu içindeki diğer insanlarla ve özellikle yakın olduğu grupla bir ‘‘toplum haritası’’ paylaşır. Bu toplum içindeki insanlar böyle bir temel haritadan hareket ettikleri için anlaşılabilirler ve içinde yaşadıkları toplumun gereklerini yerine getirirler. Fakat belleğimizde taşıdığımız bu toplum haritası gerçek bir harita da olduğu gibi kesin çizgilerle çizilmemiştir (Mardin, 2013, s. 19).

İdeolojinin çağımızın yarattığı toplumsal çalkantıların- bunalımların ardından geldiği, bu karışıklıkların yıprattığı ve erittiği değerleri yeniden kurma girişimleri olduğu görülür. Bazen toplumun temelden sarsılması, o toplumun farklı katmanlarında değişik haller almasına sebep oluyor. Bununla birlikte, karşımıza çıkan çalkantı olarak tanımladığımız bir değişikliğin yankılarının ne kadar devam edeceğini önceden kestirebilmemiz mümkün değil (Mardin, 2013, s. 169).

‘‘İdeolojilerin bir özelliği de etkin oldukları insan gruplarında çok inatla savunulan, kan dökme pahasına da olsa vazgeçilmeyen inançlar olarak yerleşmeleridir. İdeoloji insanın tüm duygularını harekete geçirir, onu “seferber” duruma getirir. Rus İhtilalin de Bolşevik ideolojisini taşıyanlar, “kızıllar”, karşı görüşü tutan “ beyaz”larla amansızca savaşmışlar, bu ideolojik çatışma büyük bir harbe yol açmıştır. İspanya da “sol” ile “sağ” arasında 1936’dan 1939’a kadar süren savaşta yaklaşık bir milyon kişi ölmüştür. 1960’da yayınlanan bir kitabın bir bölümünde, Daniel Bell, “Batı’da ideolojinin sonu”nun geldiğini müjdeliyordu. Bell’e göre “sağ” ve “sol” sözcükleri ne dünyanın ne de ABD’nin karşılaştığı çapraşık sorunları çözümlemeye yeterli yaklaşımları vermiyordu. Hiç kimse müphem bir “yarın” için “bugün”ü feda etmeye hazır değildi’’ (Mardin, 2013, s.170).

İslam toplumlarında, sınıf çatışmalarına dayalı ideolojilerden ziyade mezhep çatışmalarına dayalı ideolojilerden söz edilebilir. Mezhep, belirli bir ihtilaf ortaya çıktığında bir siyasi parti gibi çalışır, bir taraftarlar kitlesi oluşturur. İdeolojilerin zamanımızda tükenmesi diye bir şey yoktur. Fakat en sert ideolojilerin toplum içinde yerini bulamamış kimseler arasında rağbet gördüğü de bir gerçek. Ayrıca dünyada olup biten kargaşa, savaşlar, işgaller, haksızlıklar devam ettiği sürece ideolojiler kendilerine hazır bir ortam bulmuş demektir.

KAYNAKÇA

Althusser, Louis,. (2003), İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları, (çev. Alp Tümertekin). İstanbul: İthaki Yayınları.

Mardin Şerif, (2015). İdeoloji. İstanbul: İletişim Yayınları. Mardin, Şerif, (2013). Din ve İdeoloji. İstanbul: İletişim yayınları.

Kavramlar: İdeoloji, (4.05.2013).