Şerif Mardin’in Sosyolojisi ve Eserleri

Zeynep Aksoy Der Ki;

Şerif Mardin’in konu sosyal bilimler olduğunda, tarihsel, kültürel, ekonomik, siyasal ve sosyal odaklar çevresinde “bağlamı” ön planda tutan yöntemi; bir problemin çözümünde ya da araştırma sürecinde iki ya da daha fazla disiplinin birbiriyle uyum içerisinde olmasını, yani kısaca disiplinlerarası olmayı öneren ve bu öneriyi kaçınılmaz hale getiren ilgi alanları; hem Batı ülkelerinde yaşayan hem de Batı ülkelerinin dışında kalan toplumlar için, disiplin olarak “Sosyal Bilimler” başlığı altında ve özelde “Türkiye’de Sosyal Bilimler Düşüncesi” açısından çok önemli katkılar sağladığı kuvvetli bir gerçektir. Sosyolojik bakış açılarının yapıtaşında, temellendirilmiş bir yönteme dayalı sosyal bilim anlayışı bulunan Şerif Mardin’in sosyolojisi, özellikle Türkiye’de hem sosyal bilimlere hem de siyaset yapma anlayışına hitap eden, ‘olması gereken’e yönelmiş eleştirel bir kaliteye sahiptir. Siyaset biliminin ele aldığı konuların, sadece siyaset bilimi vasıtasıyla hiçbir zaman aydınlatılamadığını ortaya koyan Mardin, konuları daha ayrıntılı, derinden ve dikkatli sorgulayan bilimler arasında önce sosyolojinin, daha sonra da sosyal antropolojinin siyaset bilimine nazaran daha anlamlı yaklaşımlara sahip olduğunu ileri sürmüştür. Bunun sonucunda da kendi alanının fikri konulardaki yöntemsel eksikliklerini pek çok açıdan sosyoloji ve sosyal antropolojiden aldığı ilkelerle tamamlamış, incelemelerin tarihsel süreç içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Modernleşme, din, siyaset gibi ele aldığı konulardaki farklı görüşleriyle de Mardin, resmi ve yerleşik olan muhalif perspektif ve söylemlerin ötesine geçmiştir. Hem içeriden hem de dışarıdan tarihsel, siyasal ve ekonomik açıdan geliştirilmiş verileri bir düşünümsellik, yani düzen duygusunu oluşturan araçları ve yorumlayıcı kuralları incelemenin gerekliliğini savunma konusu olarak ele almış, bu perspektifle yapmış olduğu çalışmalar çeşitli tartışmalara sebep olmuştur. Genel anlamda tüm çalışmaları değerlendirilecek olur ise de Mardin’in eserlerinde giderek artan Weber, Foucault ve Bourdieu etkileriyle paralellikler taşıyan; “socious” temelli; toplumun nesnel ve öznel gerçekliklerine yönelik, sosyo-kültürel analizi ön plana çıkaran metodolojik bir eğilim görülmekte diyebiliriz. “Mardin’in eser, çalışma ve araştırma alanlarının çerçevesi de kısaca şu ana çizgilerde ve konu başlıkları altında değerlendirilebilir:

• Düşünce tarihi, sosyal bilimler, siyaset bilimi, siyaset teorisi, siyaset felsefesi, siyaset sosyolojisi, siyasi kültür.

• Sosyal ve siyasal tarih, sosyoloji, sosyo-kültürel yapı, nesnel-öznel boyutlarıyla toplum imgesi, yapı-birey-kültür-gelenek-fikir-kimlik (özellikle de kolektif kimlik) ilişkileri, bilgi sosyolojisi, ideoloji-kültür-sembolik elitler-kitle toplumunda sosyo-bilişsel dinamikler, edebiyat sosyolojisi.

• Ekonomi

• Psikoloji

İfade ettiğim, Mardin’in ilgilenmiş olduğu bu konuların yanı sıra, ortaya koyduğu birtakım sistematik düşünceleri ve ardından son olarak da eserlerini kısaca dile getirmek gerekir ki, kendisini anlama ve tanıma yolunda, özellikle de sosyoloji açısından teşkil ettiği önemi kavramak hususunda bir adım daha ileri gidebilmemiz mümkün olsun. İlk olarak, kendisinin en önemli ve en çok ses getiren eserlerinden biri olan Türk Siyasasını Açıklayabilecek Bir Anahtar: Merkez-Çevre İlişkileri başlıklı makalesinde bahsettiği merkez-çevre modelini kısaca ele alalım” (Şerif Mardin Hayatı Eserleri Ve Fikirleri Sosyolojisi).

Merkez-Çevre Modeli

Aslında bu noktada Şerif Mardin temel olarak Osmanlı kurumlarının gelişiminde, Batı’da 17. yüzyılın ortalarına doğru gündeme gelen “Leviathan”ın ve daha sonraki zamanlarda ulus-devlet ve milliyetçilik anlayışının oynamış olduğu rolün önemini vurgulamıştır. Bu yazısında Mardin, başlangıçta, Osmanlı kurumlarının rakibi olarak görülen devlet biçimlerinin nasıl olup da daha sonra Osmanlı’nın kendi yönetim düzeni için yapacağı yenilikler ve reformlar listesinde kendilerine yer edinebilmiş oldukları sorusuna cevap vermiş ve Merkez-Çevre modelini açıklamıştır (Türk Sosyologları: Baykan Sezer ve Şerif Mardin, 2017).

Peki, nedir bu Merkez-Çevre modeli? İşin özüne inildiğinde bu model için kısaca, “merkezin çevreyi kontrol altına almak için sarf ettiği çaba”ya karşılık gelir diyebiliriz.

Ancak burada önemli olan asli detay, bu türden bir modelin Osmanlı kurumlarıyla zıtlıklar içerisinde bulunması ve Batı dünyasında bu modelin gelişiminde kayda değer şekilde etkili olmuş toplumsal güçler ve bu güçler arasındaki tarihsel-sosyal-ekonomik ve politik uzlaşma zemininin Osmanlı İmparatorluğu’nda gerçekleşmemiş olmasıdır.

Batı dünyasındaki çağdaş ve uygar devleti meydana getiren merkezileşme süreci derebeylik sisteminin temelleri dolayısıyla, çevre güçleri şeklinde adlandırılabileceğimiz öğelerle uzlaşmalar eşliğinde sonuçlanmış birçok karşı karşıya gelmeyi içermiştir. Mardin’e göre bu güçler, feodal soylular, kentler, kasabalar ve daha sonraki mertebede ise sanayi emeğinden oluşur. Uzlaşmalar, Leviathan’ın ve ulus-devlet anlayışının güçlü bir yapı olarak sahada yer almasında etkili olmuştur. Özerk durumlarının tanınmasını sağlayan bu güçler arasındaki karşılaşmalar; devlet ile kilise, ulus kurucular ile yerelciler; üretim araçlarına sahip olanlar ve olmayanlar arasındaki ilişkiler üzerinden örnek verilebilecek unsurlar çerçevesinde gerçekleşmiştir. Bu ayrılıklar ve zıtlık içeren bölünmeler, Batı Avrupa’nın uygarlık düzeyindeki çağdaş siyasasının değişkenlik özelliğine fayda sağlamış, muhtelif siyasal görüşlerin ve kimliklerin ortaya çıkmasına neden olmuştur (Özdemir, 2008).

Buna karşın yine Şerif Mardin’e göre, 19. yüzyıl öncesi Osmanlı’da bu türden çok çeşitli bir karşı karşıya gelmenin ve bütünleşmenin ayırt edici özellikleri eksiktir. Bizim yaşadığımız bu karşılaşma, Batı’daki gibi din-devlet, sermaye-emek, ulusal-yerel çatışmaları gibi farklı kollarda farklı toplumsal güçlerin karşı karşıya gelmesi ve uzlaşması üzerinden değil, tek bir kapsamla ve sürekli, merkez ile çevre arasındaki bir kavga olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca bizdeki çevresel güçler özerklikleri bakımından kurumsallaşma yoluna da gidememişlerdir. Ki zaten, bu eserdeki en önemli noktalardan biri de belirttiğim şekilde Osmanlı İmparatorluğu’nda gerekli zeminlerin bulunmuyor oluşuna rağmen bu türden bir modelin uygulamaya konmaya çalışılmış olduğu tespitidir (a.g.m., 2017).

Bunun sonucunda da Şerif Mardin, Batı’daki gelişmelerden farklı olarak Osmanlı İmparatorluğu’ndaki merkez-çevre kopukluğunun temel dinamiklerini, Osmanlı’nın sosyo-kültürel-ekonomik yapısı çerçevesinde ortaya koymaya çalışmış ve bu söz konusu çabası nihayetinde merkez-çevre arasındaki karşılaşmanın Batı’daki halinin aksine bizdeki tek boyutluluğuna yönelik vurgusunu, şu değerlendirmesiyle netleştirmiştir diyebiliriz: “Modern Türkiye’nin tarihi, ne Cumhuriyetçilik ve Saltanat arasındaki bir çatışmanın, ne de İslam ve sekülarizmle çerçevelenen bir kavganın tarihidir. Modern Türkiye’nin tarihi, birbiri içine nüfuz eden ve yakınlıkları içinde dönüştürülen ‘geleneksel’ güçler ve modernlik arasında, karmaşık, çok katmanlı bir karşılaşmadır. Modern Türkiye’nin tarihi aynı zamanda bu güçlerin buluştuğu ve değiştiği yeni alanların yaratılışının öyküsüdür. “Modernlikler”in çokluğu üzerine genelleme nihayetinde ahkam kesmek, modernliği tespit etmenin bir yönü ise de, gündelik bir temelde uğraşmak zorunda olduğumuz sosyal ve siyasal koşulların karakterini belirleyen tarihsel süreçlerin özgüllüğü de bunun olmazsa olmaz diğer yönüdür” (Mardin, 2011, s. 198).

Şerif Mardin’in Eserleri:

“Jön Türklerin Siyasi Fikirleri 1895- 1908 (1964), Din ve İdeoloji (1969), İdeoloji (1976), Türkiye’den Toplum ve Siyaset (Makaleler derlemesi, 1990), Siyasal ve Sosyal Bilimler (Makaleler derlemesi, 1990), Türkiye’de Din ve Siyaset (Makaleler derlemesi, 1991), Türk Modernleşmesi (Makaleler derlemesi, 1991), Religion and Social Change in Modern Turkey. The Case of Bediüzzaman Said Nursi (1989) [Bediüzzaman Said Nursi Olayı/ Modern Türkiye’de Din ve Toplumsal Değişim (1992)], The Genesis of Young Ottoman Thought (1962) [Yeni Osmanlı Düşüncesinin Doğuşu (1996)], Etik, Din ve Laiklik, (1995)” (Şerif Mardin ( 1927)).

KAYNAKÇA

Mardin, Ş. (2011). Türkiye, İslam ve Sekülarizm. (E. Gen, & M. Bozluolcay, Çev.) İstanbul: İletişim Yayınları.

Özdemir, M. Ç. (2008). Türkiye’de Sosyoloji . Ankara: Phoenix Yayınevi.

Şerif Mardin ( 1927). (tarih yok). 01 28, 2018 tarihinde http://www.biyografi.net/kisiayrinti. asp?kisiid=1335 adresinden alındı.

Şerif Mardin Hayatı Eserleri Ve Fikirleri Sosyolojisi. (tarih yok). 01 28, 2018 tarihinde http://sosyolojisi.com/serif-mardin-hayati-eserleri-ve-fikirleri-sosyolojisi/1509.html adresinden alındı.

Türk Sosyologları: Baykan Sezer ve Şerif Mardin. (2017, 01 15). 01 28, 2018 tarihinde http:// sozriko.blogspot.com.tr/2017/01/turk-sosyologlar-baykan-sezer-ve-serif.html adresinden alındı