Corona Virüs Salgınının Günlük Olarak Sosyolojik İncelemesi

En son güncellendiği tarih: May 7

RÜMEYSA KUŞCU DER Kİ;

(16-29 Mart 2020)

Yeni Corona Virüsü (COVID-19); ilk olarak Çin’in Hubei Eyaleti Wuhan Şehri’nde, 2019 yılının Aralık ayı sonlarında solunum yollarında rahatsızlık belirtileri (ateş, öksürük, nefes darlığı) gösteren bir grup hastada yapılan araştırmalar sonucunda, 13 Ocak 2020’de tanımlanmış olan bir virüs.

Çin’in Wuhan kentinde Ocak 2020’de başlayan yeni Corona Virüsü (SARS-CoR-2) kaynaklı salgın, 13 Mart tarihi itibariyle, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 123 ülkeye yayılmış bulunuyor. Ülkemizde görülmesinin ardından 16 Mart itibariyle üniversitelerde de eğitime ara verilmesiyle ben de memleketim olan Adana’ya döndüm. Virüs ülkemizde de görüldükten sonra gündemin tamamını oluşturmuş, insanların büyük çoğunluğunu paniğe endişeye sürüklemiştir. Bu küresel sağlık krizini öncelikle Ulrich Beck’in Risk Toplumu kavramsallaştırması ekseninde ele almayı daha doğru buluyorum. Çünkü bu salgın küresel bir krize yol açtı ve yalnızca toplum sağlığını değil, yaşamsal ve toplumsal tüm ana kaynaklara zarar vermiştir. Bu nedenle paniğin müzmin (süreğen) hâl almasına neden olmuştur. Beck’in de dediği gibi; küreselleşme geleneksel toplumdan modern topluma geçişle gün yüzüne çıkmıştır. Bu virüs ile beraber modern toplumun tüm riskleriyle karşı karıya kalmaktayız. Modernleşmeyle beraber toplumsal kontrolün etkileri giderek azalmaktadır. Bu süreçte fırsatçı insan tipolojisini insanların yoğun ihtiyaçlarından yararlanıldığını gördük. İletişimde seçici, tedbirli, mesafeli ve gergin ortam duygudaşlıklarına şahit olduk. Yine bununla birlikte sağlığa yüklenen anlam artmıştır. Ben bu süreçle beraber küresel hastalıklar ve dünya nüfusu üzerine bol bol düşünmemiz gerektiğini, savaşsız yenidünya düzeni kurulumunu hep beraber izleyeceğimizi ve sosyal yaşamdan ekonomik yaşama hayatın her alanı için yeni bir dünya düzeni oluşacağını düşünüyorum.

(30 Mart 2020)

Vaka: 10827 Vefat: 168

Virüsün çevremdeki insanlar üzerindeki düşünsel anlamda etkilerine baktığımda belirgin olarak gelecek kaygısının giderek arttığını, insanların kendilerinin ve çevresindeki insanların sağlıkları adına endişeye girdiklerini görüyorum. Çevremde sağlık güvencesi olmayan insanların iş yerlerinde bir tatile gidilme kararı alınmasına dair endişeleri varken, sağlık güvencesi olan ve izne ayrılmaları durumda maaş almaya devam edecek olan bireylerin ise tatile(sosyal yalıtkan) ayrılmak için sabırsızlandığını görüyorum. Buradan sosyal tabakalaşma ve statünün etkilerini görüyoruz. Yine bununla birlikte eğitim durumu zayıf yahut çevresinde bu durumun bilincinde olan insan sayısı az olan şahıslarında durumu ciddiye almadığını normal hayatlarına devam ettiklerini hatta durumun abartıldığını düşünmektedir.

(31 Mart 2020)

Vaka: 13531 vefat: 214

Ülkenin virüs sonrası bozulan ekonomi, eğitim, sosyal hayat, tarım, siyaset, sağlık alanlarındaki geleceği ve bunların kendileri açısından olumsuz etkilerinin olacağından endişeliler. Yine ülkeleri ve kendi ülkelerinin vatandaşları hakkında eleştiride bulunuyorlar. Bunlardan ders alınması doğruluğu yanlışlığı konusunda tartışıyorlar. Yağmalama, stokçuluk, sosyal mesafe, fırsatçılık, işçi- işveren ilişkisi, tabakalaşma bu süreci çok fazla etkilemektedir. Tabi bu süreç de tüm bunları doğurmaktadır. Virüsün altında yatan nedenlerden kendilerini ve insanoğlunu sorumlu tutarak bir öz eleştiri ve ders çıkarma yoluna gittiklerini görüyorum.


(1 Nisan 2020)

Vaka: 15679 vefat: 277

Manevi olarak dinsel, kültürel ve gelenekler bakımında bunlara daha çok yakınlaşıldı. Eski anlayışlar hatırlandı. Örneğin; kül ile etkili ve doğal temizlik, kolonya, pekmez… Camilerin ibadethanelerin fonksiyonları işlevleri değişti. Alışılanın dışına çıkıldı. Camilerden verilen anonslarla toplumsal kontrol sağlanmaya çalışılmıştır. Bu süreçte toplumsal kontrolün sağlanmış olması ve bu konuda doğru bir zamanlama yürütmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Dini inanca bağlı olan bireyler bunların tanrı tarafından bir ders olduğunu düşünüp tövbe yoluna gitti. Alt tabaka denilen işçi sınıfının sistemdeki rolünün değerinin anlaşıldığını düşünüyorum. Çevremde duyarlı anlayışlı temizliğe önem veren bireyler ile bunun tam aksi hareket eden bireyler ayrıştı. Virüse karşı kolektif bilinç oluşturulmalı. Biz bize yeteriz Türkiye kampanyası buna örnek gösterilebilir.


(2 Nisan 2020 )

vaka: 18135 vefat: 356

Havanın güzel olduğunu gören insanların bir kısmı dışarıya çıkıyorlar. Seyyar olarak tüp satan araçlardan çalan müzik sesinin “Evde Kal” olarak anons edildiğini duydum. Bu gibi birçok reklam şirketlerinin ticaretle uğraşan ya da farklı alanlarda toplumun birçok üyesinin bunu yaymaya çalıştığını bunun için birlik ve beraberlik örneği gösterdiklerini düşünüyorum. Çevremdeki insanların ihtiyaçlarını mümkün oldukça erteleyerek daha az aralıklarla karşıladıklarını. Toplumsal bağlamda sosyal haklarından feragat ederek aynı zamanda büyük bir fedakârlık örneği de gerçekleştirdiklerini düşünüyorum.


3 Nisan 2020

vaka: 20921 vefat: 425

Çevremdeki çalışan işçilerin işyerlerinde işten çıkarma yoluna gidildiğini görüyorum. Tazminattan kurtulmak için ise işçileri yıllardır çalıştıkları şube, alan, bölüm vs. oralardan alıp düzenlerini bozarak onların işten çıkması sağlanıyor. Sokağa çıkmayın uyarılarını dikkate almayan halk için artık camilerden de anons verilmeye başlandı ve bu gün geçtikçe daha da arttı. Sosyal hareketlilik de beklenen azalma görülmediği 20 yaş altı vatandaşlara sokağa çıkma yasağı geldi.


(4 Nisan 2020)

vaka: 23934 vefat: 501

Corona virüs nedeniyle her alanda olduğu gibi tüketim alışkanlıklarımızda da büyük oranda değişimler oldu. Bugün TRT 1 kanalında eski ve unutulmayan iz tutmuş dizi ve filmlerin tekrar gösterime gireceği, insanların ruhen de gelişebilmeleri için semazen gösterilerinin olacağı, kişisel gelişim için enstrüman nasıl çalınır gibi bazı hobisel çalışmalar adına bilgiler verileceği duyurusu yapıldı. insanları sürekli haber kanallarındaki kötü haberlerden virüsle yahut benzeri olumsuz gelişmelerden uzaklaştırmak amacı güdüldü.


( 5 Nisan 2020)

vaka: 27069 vefat: 574

Normalde okulda güvenlik olarak çalışmakta olan üst kat komşumuzdan Adana ilindeki tüm güvenliklerin insan yoğunluğunun fazla olduğu Pazar karakollar postaneler gibi yerlerde görevlendirildiklerini öğrendim. Üst kat komşumuz Pazar yerinde kalarak maske takmayan insanları ve 20 yaşına kadar gençleri 65 yaşının üzerindeki vatandaşları tespit edip işlem yaptıklarından bahsetti. Adana’nın eğitim seviyesinin ve ekonomik açıdan düşük seviyedeki vatandaşlarının bulunduğu semtte görev yapan komşumuz insanların hala hiçbir şey olmamış gibi, durumdan bir haber ve ilgisiz vaziyette çocuklarını alarak pazara geldiklerini, 65 yaş üstünün aynı keza davranışlar sergilediğini, insanların sokağa çıkmakla kalmayıp gerekli önlemleri de almadıklarını hatta maske takmayan bir bireyin polisin suratına tükürdüğünü de söyledi.


(6 Nisan 2020)

vaka: 30217 vefat: 649

Annemin çalıştığı serada şirketin günlük yaklaşık 2 3

Tır satış yaptığının virüs nedeniyle bu oranın günlük 5 kişiye kadar düştüğünü öğrendim.

Bunun önlenmesi için şirketin reklam hazırlattığı ve insanların çiçeklerin dezenfekte edildiğini sağlıkları açısından tehlike oluşturmayacağını ve insanlardaki endişeyi azaltarak satışlara biraz da olsa artış olmasını beklediklerini söyledi.


(7 Nisan 2020 )

vaka 34109 vefat 725

Haftalar sonra ilk defa markete gitmek için dışarı çıktığımda insanların durumu biraz daha kavradıklarını neredeyse sokakta hiç kimsenin olmadığını sokağa çıkan insanlarında neredeyse hepsinde yaş farkı gözetmeksizin maske bulunduğunu görüyorum.

Marketlere maskesiz girmek yasaklandı. Sosyal izolasyon adına gün geçtikçe daha sıkı ve resmi kararlar alınıyor.

İyileşen oranları gün geçtikçe artıyor.


(8 Nisan 2020)

Bahçemizde karantina günlerinin bunaltıcılığını atmak adına oturduk. Bu sürecin en başından bu yana evden çıkmayan komşumuzu da psikolojik olarak durumdan etkilendiğini düşündüğümüz için çağırdık.

Komşumuz evde eşiyle dahi hiç yan yana gelmediklerini söyledi. Bunun dışında psikolojik olarak bizimle konuşurken bile sorun yaşadığını gözlemledim. Bu da Korona Virüsün birey psikolojisini dolayısıyla toplum psikolojisini ne kadar etkilediğini aslında çok net gözler önüne seriyor.


(9 Nisan 2020)

Gün geçtikçe görüyorum ki; virüs tüm dünya gündemini adeta kapladığı gibi beraberinde birçok kavramı da gündeme getiriyor.

Hatta belki de dünya tarihi boyunca hiçbir şekilde tartışılmamış gündeme en azından bu kadar ciddi ve gerçekçi bir şekilde gelmemişti. Çevremde en basit konularda dahi ortaya bir fikir atmayan insanların yakın tarihte ne olacağı konusunda belki de endişenin verdiği duygu durumuyla yeni bir dünya düzeni oluşması, yeni ekonomik sistem gibi benzeri şeyleri sorguladıklarını görüyorum.


(10 Nisan 2020)

vaka: 4747 vefat: 98

Saat 21.30 civarında Cumartesi ve Pazar günü tüm vatandaşlara sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Bir yandan Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde temelde fizyolojik ihtiyaç olan beslenme Ve barınma olduğunu düşününce pek çok insanın panik halinde irrasyonel iti ile hareket etmesinin olağan olabileceğini düşünürken bir yandan ise bir aylık çabaların adeta bir gecede heba olduğunu görmek beni üzüyor. Fırınlar eczaneler yani temel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak açık olacağı duyurulmasına rağmen insanlar sosyal mesafe sosyal izolasyon vb. hiçbir tedbiri dikkate almayarak marketlere fırınlara akın ettiler.

Yaşadığım şehir olan Adana’da 2 yaralı ve bir de can kaybı olduğunu dahi duydum.

İnsanların bu denli duyarsız, bu denli muhakemeden ve soğukkanlılıktan uzak oluşları beni dehşete düşürdü. Gerek haberlerde gerekse kendi çevremde gördüğüm ve işittiğim olaylar toplumun genel olarak alınan karara ilişkin tavrı; toplumumuzun nasıl bir yapıda olduğunu ve nasıl bir kolektif bilince sahip olduğunu anlamamız açısından çok açık bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum.

Dediğim gibi gerek sosyal medya vasıtasıyla gerek kendi yakın çevremde insanların temel ihtiyaçlarından bir haber olduklarını gördüm. Yaygın olarak hepimizin gördüğü elinde 2 adet kolayla markette sıra bekleyen maske dışında aslında sağlık açısından tam anlamıyla tehlikenin içinde bulunan amcamız gibi… Elinde aburcuburlarla deyim yerindeyse bir patiye hazırlanır gibi alınan aburcuburlar aslında toplumun tüketim alışkanlıklarını da tam manasıyla gözler önüne serdi.

Deyim yerindeyse insan selinin yaşandığı o ortamda bulunan insanların bir kısmında maske vardı fakat hiçbir şekilde sosyal yalıtkan, sosyal mesafe sağlanmamış üstelik normal bir güne oranla kat kat riskin bulunduğu kalabalığın olduğu bir ortam oluşmuştu.

Maske takmayan bir bireyin eliyle ağzını kapamaya çalıştığını gösteren bir fotoğrafa rastladım ve birçok insan gibi bu görüntü de şaşkına çevirdi beni.

Tüm bu görüntüler oluşan insan seli önceden güle oynaya geçtikleri o kalabalık sokakları o haliyle görüp sırf kalabalık olduğu için sokağa çıkan insanlar sürü psikolojisinde insan tavırları bana virüsün aslında tam olarak ciddiye alınmadığı ya da tanınmadığını tüm bu bir aylık süreçte de olup bitenin yalnızca sürü psikolojisinden ibaret olup olmadığını düşündürdü.

(11 Nisan 2020)

Bugün 2 günlük sokağa çıkma yasağının ilk günü insanlar genel olarak kurallara uyuyorlar.

Bugün Adana Şehir Hastanesinde Coronavirüs pozitif tanısı konulan bir hastanın kaçtığını duydum. Görüntüleri de yayınlanmıştı polisler, hastane personelleri ikna etmekte zorlanıyordu. Şahıs intihar etmeye kalkıyor polislerden biri de zor kullanmak zorunda kalıyor.

Adana’da uçurtma mevsimindeyiz karantina sürecinde de gökyüzü azımsanmayacak kadar çok uçurtmayla kaplıyken bugün de sayının arttığını gördüm büyük küçük her yaştan insan adeta özgürlüklerini uçurtmalara yüklemiş gibi gökyüzünü uçurtmalarla doldurmuş durumdalar. İnsanlar bu süreçte nesnelere normalde çok daha fazla ve çok farklı yeni anlamlar yüklediklerini düşünüyorum

(12 Nisan 2020)

Bugün sokağa çıkma yasağının son günü polisler bulunduğumuz semtte düzenli olarak kontroller yapıyorlar. Helikopterler vasıtasıyla havadan da kontroller yapıldı.

Halkın temel tüketim ihtiyacı olan ekmeği fırınlar araba vasıtasıyla sattılar

Satıcıda eğlenceli bir üslup bulunuyordu. Çeşitli vasıtalarla moralleri yükseltmek adına böyle davranışların yapılmasını güzel buluyorum.

Bugün sokağa çıkmak yasaklandığı için daha önce de belirttiğim gibi son zamanlarda uçurtmalara bürünen Adana Semaları bugün sosyal medyadan alınan bir ortak kararla “Hayat Dama Sığar” sloganı altında uçurtma şenliği yapıldı. Bu anı bizzat yaşayan biri olarak ortak olarak yoğun bir kitleyle beraber yapılan bu aktivite uzun zamandır tanıdık insanlarla kurduğum iletişimden sonra çok güzel bir hissiyata ittiğini söyleyebilirim.

Aynı zamanda evlerden müzik sesleri de geliyordu.

(13 Nisan 2020)

Sokağa çıkma yasağının ardından bugün ihtiyaçlarımızı karşılamak için markete gittiğimizde bunun etkisiyle sanırım biraz daha yoğunluk fazlaydı.

Nadir de olsa çevremde bazı insanların yasak bittiği için adeta bir kutlama amacıyla keyfi olarak dışarıya çıktıklarını gördüm

Çocuklar gökyüzünü oyun parkı haline getirmeye devam ediyorlar.

Bugün mahallemizde yemek yardımı yapıldığını duydum bu tarz toplum yararına yapılan davranışları destekliyorum. Bugün ayrıca gündemde 2. Çernobil faciasının oluşabileceğiyle ilgili haberler ve salda gölünün doğallığının bozulduğuyla ilgili haberler vardı bu konuyu arkadaşlarımla komşularımla tartışırken hala akıllanmıyoruz ve dünya bizi sürekli sınıyor. Asıl derdinin ne olduğunu anlayıp anlamadığımız konusunda. Bu virüsün ortaya çıkma sebebinde neredeyse tüm dünyanın kabul ettiği şey de bu. İnsan ırkı ekosisteme zarar veriyor. Tüketim hırsı ve kapitalizmin etkileri bunlar da toplumsal değişime yol açtığı gibi doğal dengede de değişime yol açıyor. Bizim doğanın birer parçası olduğumuz yani bir bütün olduğumuzu unutuyoruz.

(14 Nisan 2020)

Bugün camiden her semtte yalnızca bir pazarın haftada bir gün kurulacağını duyuruldu.

Adana’da havalar ısındı ve insanlar güzel havalardan dolayı rehavete kapılıp en azından diğer günlere oranla sokağa çıkmaya başladılar. Bunun üzerine camilerden hala bu mücadeleyi sürdürdüğümüze ve tedbirlere uymayı sürdürmemiz gerektiğine dair uyarı da bulundu. Toplumun geneli olarak neden bazı konularda istikrarlı davranmadığımızı ve en ufak bir havaların güzelleşmesi yahut grup halinde bir kalabalığı sokakta görmemizin bile bizi sokağa çıkmaya ittiğini bir anda tüm kurallara olayın ciddiyetine olan hâkimiyetimizi kaybettiğimizi sorgulamamız gerektiğini düşünüyorum.

(15 Nisan 2020)

Geçmiş günlerde bahsettiğim olumsuz gelişmelerin Coronayla birleşerek insanların ve genel olarak toplumun psikolojisini etkilediği tespitimin üzerine bugün Adana’da deprem meydana geldi.

Benim için “Evde Kal” sloganı artık “Hayatta Kal” sloganına dönüştü.

Güvenlik görevlisi olarak çalıştığını bahsettiğimiz komşumuzla bugün de konuştuğumuzda iş arkadaşlarından birinin korona virüse yakalandığını duyduk bu süreçte sağlık çalışanları güvenlik güçleri sokakta her gün temizlik işlerini yürüten işçi sınıfının büyük katkıları ve aslında toplumdaki rolü belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

(16 Nisan 2020)

Bugün pazara ihtiyaçlarımızı karşılamak için gittiğimde geçen haftalarda gördüğüm sıklığı göremedim. Polisler maskesiz olan vatandaşları uyarıyor gerekeni yapıyorlardı. Bununla birlikte pazarda artık alınan ürünlerin halk tarafından dokunularak seçilmesi yasaklanmış. Pazarcılar eldivenlerle kendileri seçiyorlardı. Açıkçası bu durum beni sevindirdi. Fakat durumun ciddiyetini hala fark edemeyen bazı şahıslar araya 2, 3 tane ezilmiş domatesin girmesini göze alamayıp sorun yarattıkları da oldu.

Pazarda fiyat artışları dikkat çekiyordu virüs Pazar ekonomisine de yansıdığı bu hafta daha belirgin ortadaydı. Halk fiyata tepkisini pazarcılar belirtirken pazarcılar da virüsün sebep olduğunu kimisi iktidarı eleştirirken kimi virüse yönelik uygulanan politikaları eleştirdi.

Ama genel olarak pazarcılar da dâhil tüm halk gerek ülke gerek aile ekonomisi ve geleceklerinin ne şekilde olacağına yönelik kaygılılardı.


(17 Nisan 2020)

Haberlerde her gün tüm dünyada milyonlarca insanın öldüğünü cesetleri muhafaza edecek ekipmanların olmadığını cesetlerin koktuğunu duyuyoruz. İşten çıkarılan insanların çektiği sıkıntıları iş yerlerinin battığını duyuyoruz görüyor ve izliyoruz. Bir taraftan da her gün evinde pasta börek kek yapan evde gayet rahat olduğunu belirten kitaplarına gömülen yahut geniş bahçelerinde yine sporunu yapan havuzuna giren insanları izliyoruz.

Bir yandan olumsuz görüntülere duyulan ölülerin yalnızca bir sayıdan ibaret hale gelmesine bizi kurtaran doktorların hemşirelerin art arda öldüklerini duymaya bu kadar alıştığımızın şaşkınlığını ve tedirginliğini yaşarken bir yandan da bu sosyal eşitsizlikler ve tabakalaşmanın burada da gelir farkının sosyal hakları ya da nasıl belirleyici unsur olduğunu görüyorum.


(18 Nisan 2020)

Bugün cumartesi ve sokağa çıkma yasağı vardı. Uzaktan bir tanıdığımızın vefat ettiğini öğrendik. İçinde bulunmuş olduğumuz sokağa çıkma yasağı, bunun dışında resmi bir yasak olmasa dahi üzerimize düşen sosyal sorumluluktan dolayı hem kendi sağlığımız hem de toplumun sağlığı açısından çıkmamız uygun olmayacaktı. Bunun yanında vefat eden şahsın birinci ve ikinci dereceden akrabalarını düşündüğümde ve şehir dışında olan yakınları var ise aslında durumun onlar açısından daha zor ve üzücü olduğunu düşündüm.


(19 Nisan 2020)

Bugün sokağa çıkma yasağı olduğu için yeni başlamış olduğum kalimba müzik aletinde birkaç parçaya çalıştım. Kitaplığımda ve odamda yenilikler yaptım. Kendime yeni bir okuma listesi ve izlemeyi planladığım filmlerin listesini yaptım. Kısacası bireysel gelişimim adına bu günü kendime ve kendimi iyi hissetmemi sağlayacak uğraşılara ayırdım. Virüs bu açıdan olumlu etkiledi.


(20 Nisan 2020)

Ben Adana’da bireysel olarak kurulmuş ve yetim çocuklara yardım eden sosyal sorumluluk projeleri yürüten bir gruba üyeyim ve virüs ülkemiz içerisinde her açıdan olduğu gibi ekonomik açıdan özellikle de dar gelirli aileler toplumun askeri ücretle geçinen aileleri çocuklarını yalnız büyütmek zorunda kalan anneleri de büyük ölçüde etkiledi. Biz ve ülkemizde birçok kurum kuruluş işverenlerin ev sahiplerinin gerek kendi haklarından feragat ederek de toplumun virüsten en çok etkilenen üyelerine ellerinden gelen desteği gösterdiğini gördüm. Tabiki tam aksini yapanların yanında.

(21 Nisan 2020)

Bugün aynı zamanda çok yakın aile dostlarımız olan üst kattaki komşularımız yaylalarına gittiler. Hem kendi ürettikleri sebze meyve ve doğal doğal ürünler tükettiklerini hem de merkezdeki evlerine oranla çok daha az sayışa insanla temas edeceklerinden dolayı geniş bahçelerinde sokağa çıkma yasağı olsa dahi hem bedenen hem de ruhsal olarak kendilerini daha çok emniyette hissettikleri gerekçe gösterdiler.


(22 Nisan 2020)

Babaannemin market alışverişini yaptık. Bu süreçte yaşlı, hamile ve ihtiyaç sahiplerine devlet çalışanları kadar bizler de kendimizi sorumlu hissedip yardım etmeliyiz.

Son bir haftada olumlu yönde vaka sayıları durağanlığını korumakta. Günlük iyileşen sayısı vaka sayısını geçmiş bunuluyor ve bunun virüsün artık tamamen azalmasına işaret olduğu eğer bu şekilde tedbirlere uyulursa en kısa zamanda bu küresel sağlık krizini en azından kendi ülkemiz adına yeneceğimizi düşünüyorum. Çünkü birkaç ülkede 2. dalga görülmüş ve vaka sayıları bir anda iki katına çıktığını duydum.


(23 Nisan 2020)

Sokağa çıkma yasağının uygulandığı bu özel günler de tüm ülke gibi Adana’da da kutlamalar yapıldı aynı anda istiklal marşını tüm şehir okumak gurur vericiydi. Ayrıca Adana’da da uçurtmalar bayraklarla uçuruldu çok güzel bir görüntüydü. Çocuklar evlerinden o heyecanı yaşadı aynı zamanda bizlerde milli bütünlüğü birlik ve beraberlik duygusunu yeniden hissettik bu zor süreçte hepimize iyi geldiğini düşünüyorum.


(24 Nisan 2020)

Sokağa çıkma yasağı bugün de sürdü.

Kız kardeşim üniversite sınavına hazırlanıyor onun birkaç gündür toplumdan sıyrıldığını geri çektiğini Durkheim’in deyimiyle “Anomi” yaşadığını gördüm. sebebini sorduğumda bana: “hayata karşı umudumu yitiriyorum, gündem hep kötü, sınavım ertelendi” cevabını verdi. Kardeşim gibi toplumun genelinde de bu güvensizlik ve ümitsizlik ortamının anomiye yol açtığını düşünüyorum. Bugün oruçlara başladık.

Bu yıl çevremde insanların bu özel ayı bu şekilde geçirdikleri için buruk olduklarını görüyorum.


(25 Nisan 2020)

Sokağa çıkma yasağı İsviçre de bayrağımız dağa yansıtılmış. Sokağa çıkma yasağının etkilerini son günlerde daha açık bir şekilde görebiliyoruz bayram sonunda her şeyin kısmen normal seyrine dönmesi bekleniyor. Yan komşumuzdan aniden seslerin yükseldiğini duyduk balkona baktığımızda yardım istediğini ve bıçaklı bir saldırı olduğunu duyar duymaz polisi aradık. Ardından polis olayın meydana geldiği yere girdiğinde ilk söylediği öncelikle sakin olmaları ve sosyal mesafeyi korumaları oldu. Polisin sakinleştirme çabalarının sonuç vermesinin ardından araçlarına binerken ev hanesinden biri polise minnettar olduklarını ve evde kalmaktan birbirleri ile sürekli tartışmalarının arttığını dile getirmesinin üzerine polis sabretmelerini 2 hafta sonra yaklaşık dışarıya çıkacaklarını söyledi.


(26 Nisan 2020)

Sokağa çıkma yasağı

Bugün yeni çalmaya başladığım kalimba aleti ile bir performansımı sosyal medya hesabımdan paylaştım. Birçok arkadaşımdan olumlu dönüşler aldım. Bir arkadaşımın karantina sürecinde çaldığım müzik aletinin ses tonunun ona çok iyi geldiğini söylemesi beni ayrıca mutlu etti bunun yanında o ve birçok arkadaşım da bu müzik aletinden en kısa zamanda temin etmek istediklerini bunun için benden öneri bir alışveriş sitesi söylemem istediler.


(27 Nisan 2020)

Bugün sokağa çıkma yasağının ardından ihtiyaçlarımızı karşılamak için markete çıktık. Ramazan ayının etkisiyle akşam saatlerinde iftardan sonra yoğunluk biraz daha fazlaydı doğal olarak. İnsanlar sosyal mesafelerine dikkat gösteriyorlardı. Oruçlardan dolayı sokağa çıkma yasağı olmasa dâhil öğlen saatlerinde dışarıya çıkan çok az insan var.

Sosyal medyada gördüğüm paylaşım da bir şahıs ”bugün abimi ve babamı korona dan kaybettim. Abimi ve babamı… Onlar birer veri ya da sayı değil. Abimi ve babamı kaybettim. Babamı.’’ tarzında bir paylaşımda bulunmuştu aslında ateş yine düştüğü yeri yakıyor. Evet, küresel bir sorun fakat biz ateş evimize düşene kadar yanmıyoruz.

(28 Nisan 2020)

Bugün görüyorum ki ilk günden itibaren yazdıklarıma tuttuğum notlara göz gezdirdiğimde vatandaşlar genel olarak Türk toplumu çok büyük bir başarı kaydetti. Bu başarı yalnızca virüsün yayılma hızını azaltmak ölüm oranlarındaki düşüş ile değil, aynı zamanda toplumun bu süreci çok güzel ve anlayışlı karşılaması, genel olarak üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirmesi sağlık çalışanlarının, toplumun ileri gelenlerinin, güvenlik güçlerinin ellerinden gelen fedakârlıkları yerine getirmeleriyle olmuştur.


(29 Nisan 2020)

Ramazan ayındayız ve Türk toplumu bu zor süreçte geçmişten günümüze kadar gelen kolektif bir bilinçle yardımlaşma dayanışma ruhunu tam bir toplumsal işbirliği örneği sergilemiş bu özelliğiyle de diğer toplumlara büyük bir örnek teşkil ettiğini düşünüyorum.

Yardımların arttığı ve insanların birbirlerini yardımlaşma ya teşvik ettiği süreç

Camiden uçurtmaların elektrik tellerine takıldığı için solunum cihazına bağlı hastaları tehdit ettiğine dair uyarı aldık.

Bu süreçte sosyal yabancılaşmanın da oluştuğunu düşünüyorum.


(30 Nisan 2020)

Bu süreçle birlikte geldiğimiz boyutu Ulrich Beck’ in Risk Toplumu kitabında “her şeyin tehlikeye dönüştüğü bir yerde, artık bir şekilde hiçbir şey tehlikeli değildir.” şeklindeki açıklamalarında belirttiği gibi aslında. Her şey bizler için tehlikeye dönüşmüş boyutta. Hatta tehlike anında sığınılacak en güvenli limanlarımız ailelerimiz dahi bizler için artık bir tehlikeye dönüşmüştür. Evde hata var evet ama o ev de yalnızca sen varsan ve dışarı ile bağlantını kesersen yahut gerekli hijyen önlemlerini alırsan hayat var. Aksi takdirde evlerimizde tehdit altında. Evet, her şeyin tehlikeye dönüştüğü bir yerde artık hiçbir şey tehlikeli değildir çünkü aslında ne savaşlar ne ekonomik krizler ne de işsizlik önemli değildir artık. Yaşamımız bir virüs ün bizi gelip bulmasına bağlıdır yalnızca. Bu süreçte gerek çevremdeki insanlar gerek sosyal medyaya baktığımda başta insanlar her şeyden korkuyorlardı. Gerek işten çıkma gerek eğitimin aksaması ta ki virüsün ciddiyetini kavrayana kadar sosyal medyada televizyonda gündeme baktığımızda bu virüsten önce en başta gündeme oturan şehit haberleri yahut bununla beraber gelişen uluslararası siyasi gelişmeler varken bir anda tüm bunlar gündemdeki yerlerini kaybettiler. Çünkü yukarıda belirtildiği gibi artık tehlike her yerde ve herkesi ilgilendiriyor. Ortak tek bir savaş var o da insanın hayatta kalmak adına verdiği savaş.

80 görüntüleme