Durkheim’ın Sosyolojisi ve Günümüze Genel Bir Bakış

Firdevs Demirci DER Kİ;

Durkheim’a göre sosyolojinin konusunu toplum oluşturmaktadır. Günümüzde de insanlara “Sosyoloji nedir?” sorusu yöneltildiğinde “toplum bilimdir” cevabına rastlanmaktadır. Bu cevap her ne kadar doğru olsa da net bir cevap değildir ancak Durkheim’ın metodolojisiyle bakıldığında bu cevabın doğru olduğunu söylemek yanlış olmamaktadır. Durkheim’daki toplum-birey ilişkisine baktığımızda Durkheim, bireylerin toplumu değil toplumun bireyleri oluşturduğunu söylemektedir. Bu bağlamda günümüzde de topluma baktığımızda toplumsal koşulların örneğin, siyasi, ekonomik, eğitim, gelenek-göreneksel durumların bireyleri şekillendirdiğini görmekteyiz. Her ne kadar bireylerin bu hususları etkileme gücü olsa da asıl etkileme gücünün büyük olan topluma ait olduğunu söylemek Durkheim’ın metodolojisine göre yanlış olmayacaktır.

Günümüze göre toplumsal olgular hususuna değinecek olursak: Durkheim toplumsal olguları maddi olan ve maddi olmayan toplumsal olgular olmak üzere ikiye ayırmıştır ve maddi olguların maddi olmayan olguları etkilediğini belirtmiştir. Ayrıca Durkheim toplumsal olguların kendilerini zorla topluma kabul ettirdiklerini de belirtmektedir. Bu bağlamda toplumsal olgular hususunu günümüze göre açıklayacak olursak maddi olgular telefon, internet, kıyafet, müzik gibi hususlar olmaktadır. Buna bağlı olarak da maddi olmayan olgular da değişmektedir. Şöyle ki; eskiden maddi unsur olan mektup yerini telefon ve internete bırakmıştır ve buna bağlı olarak da maddi olmayan olgu olan insanlar arası iletişim de değişmiştir ve bu durumda toplumsal olgu herhangi bir isteğe göre şekillenmemiştir yani kendisini topluma kabul ettirmiştir.

Durkheim’ın metodolojisinde toplumsal olgu konusunda önemli olan iki husus da toplumsal olguların şeyler yani genel geçer nesnel şeyler olarak incelenmesi ve bir toplumsal olgunun arkasında başka bir toplumsal olgu olması hususudur. Burada Durkheim’ın metodolojisi ve yapısal-işlevselci oluşu göze çarpmaktadır. Durkheim’ın metodolojisiyle bu üç hususu açıklayacak olursak: Örneğin; Milli eğitim bakanlığı veya sağlık bakanlığı görevlerini yerine getirmezse veya ortadan kalkarlarsa toplumdaki, ülkedeki sistemde sorunlar ve aksaklıklar oluşmaya başlayacaktır. Yani organlar arası irtibat da bu noktada önemli bir husustur. Değinilecek diğer iki husus toplumsal olguların şeyler gibi incelenmesi gerektiği hususudur. Örneğin; günümüzdeki kıyafet yani moda gelip geçici bir unsurdur veya müzik dinleme tarzımız gelip geçici bir unsurdur. Çünkü toplum yapısal-işlevselci bir bakış açısıyla incelenmelidir. Bir toplumsal olgunun arkasında başka bir toplumsal bir olgu vardır hususunu açıklayacak olursak; örneğin boşanma olgusu. Boşanma olgusuna baktığımızda bu olgunun arkasında örneğin eşler arası iletişimsizlik olgusunun olduğunu görürüz. Durkheim’ın açıklamak istediği husus bu şekildedir.

Durkheim’ın metodolojisinde değinilmesi gereken önemli bir diğer husus da anomi hususudur. Anomi kuralsızlık anlamına gelir. Anomi suç ve cezaya sebebiyet verir ve bu da sapmaya neden olarak toplumu normal anormal ayrımına götürür. Bu durumu günümüzden örnekle açıklayacak olursak: Örneğin bir ülkede yasalar ortadan kalkarsa yani herhangi bir kural olmazsa toplumda sorunlar meydana gelir eğitimde, ekonomide, toplumsal ilişkilerde vb. alanlarda meydana gelen bu kuralsızlık durumunda suçlar ortaya çıkar ve buna bağlı olarak da cezalandırmalar başlar. Suç oranı ne kadar artarsa örneğin bir ülkede cinayet işleme oranı ne kadar artarsa o toplumda bir sapma meydana gelir ve bu sapma sonucunda da toplum normal olanlar ve anormal olanlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Kolektif bilinç ve kolektif temsil ise Durkheim’ın sosyolojisinde önemli noktalardan biridir. Bu durumu günümüzden örnekle açıklayacak olursak örneğin: Ülkemizde bayramlarda bayramlaşma kolektifte yani toplumun genelinde yer alan bir düşüncedir yani kolektif bir bilinçtir. Buna bağlı olarak da bayramlarda küçüklerin büyüklerin ellerini öpmesi ise o bilince ait bir davranıştır yani kolektif bir temsildir.

Son olarak ise Durkheim sosyolojisinde önemli bir yer tutan dayanışma hususuna değinilecektir. Örneğin: Eski zamanlarda insanlar kendi işlerini kendileri yapıyorlardı yani dayanışma akrabalık ilişkisiyle sınırlıydı ve isteğe bağlıydı ve bu durumda mekanik dayanışma dediğimiz dayanışma görülüyordu. Ancak sanayileşmeyle birlikte ortaya çıkan fabrikalaşma yeni iş kollarının ve bununla beraber uzmanlaşmanın gelmesini sağladı. Eskiden bir kişi hem elbise dikip hem sebze ekebiliyorken ilerleyen zamanlarda elbise dikimi uzmanlaşarak tek bir kişi tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu durum zorunlu bir dayanışmaya sebebiyet vermiş ve organik dayanışma ortaya çıkmıştır. Bu anlamda toplumsal bir değişim yaşanmıştır ve Durkheim bu anlamda değişim sosyoloğu olarak kabul edilebilir. Dayanışma hususunun toplumsal yani maddi olamayan açıdan incelediğimizde ise Durkheim’ın bu durumu insanlar arası ilişkiyle bağdaştırdığı ve bu durumu intihar türleri ile açıkladığını görmekteyiz.

Kaynakça

Durkheim, Emilê. 2015. Sosyolojik Yöntemin Kuralları. Ankara: Dost Yayınevi

Sosyoloji 2.sınıf Sosyoloji Tarihi Dersi Ders Notları