İnsan Olmak

En son güncellendiği tarih: Nis 7

Samet Ağçalı Der ki;


İnsanın yaşadığı yeri in sandılar

İn sandı yaşayan bütün insanlar.


Küçükken bana ‘büyüyünce ne olacaksın sen?’ diye sorduklarında, bir yıldız olacağım derdim. Çünkü yıldızlar patlasa bile ışığı yüzyıllar boyunca yeryüzünü aydınlatmaya devam ediyor. Gökyüzüne bakıldığında varlığını hissettirip karanlığı aydınlatıyor. Şimdi büyüdüm ne değişti hayatımda hiçbir şey. Sadece yıldız olmak yerine insan olacağım diyorum. İnsan olmak yıldız olmak kadar büyük bir mecra. Ancak yıldız olmak kadar imkansız da değil. Hayallerimi bir realite ile birleştirdim ve insan olmaya karar verdim.

Yaratılış gayemizi bilmeden yaşıyoruz. İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik nedir diye sorduğunda, 'düşünmek' cevabını vereceğinizi duyabilir gibiyim. Evet düşünmek. İnsanın bir an bile düşünmediğini düşünmek pek mümkün değil. Bu da bizi diğer canlılardan ayıran en temel özellik. Yürürken, otururken, uyurken kısaca her an. Doğumdan ölüme kadar her an. Asıl önemli olan ne düşündüğümüz değil midir? Bazen öyle şeyler düşünüyoruz ki, düşünmeyen bir varlık ile aynı hayatı yaşayabiliyoruz. İnsan olmak bunu mu gerektiriyor? Düşünmeyenin yaptıklarını düşünerek yapmak mı? Böyle bir farkımız kalıyor mu düşünmeyenden? Bana ne yapıyorsun diye sorduklarında genellikle ‘ne düşünmem gerektiğini düşünüyorum’, nasılsın diye sorduklarında ‘düşünebildiğim kadarım’ diye cevap veriyorum çünkü ne düşüneceğimizi bilmiyoruz veya bizi böyle düşünmeye iten sebepler var. Keşke bizlerde yıldızlar gibi yalnızca kendimizi değil de tüm çevremizi düşünebilseydik işte o vakit sadece tüketmek için üretmezdik.

Bizler genellikle tüketmeye yönelik üretiyoruz, ancak insan olmak üretmeye yönelik tüketmekten geçer. Neyi üretip neyi tüketeceğimizi bizler düşünüp ve bizler karar veririz. eşya-makine üretmek için insanı mı tüketmek yoksa insan üretebilmek için eşya-makine mi tüketmeliyiz? İşte tüm mesele bu soruya cevap verdiğimiz kadar insan olduğumuzda. Bu dünyada ki rolümüzün daha çok tüketilmeye yönelik olduğunu düşünüyorum. Ve bu sebepten dolayıdır ki bazen kendimi -bu dünyaya- fazlalık gibi hissettiğim günler oluyor. Üç günlük dünyada dördüncü gününü yaşıyormuşcasına. Bu dünya olarak betimlediğim, tüketilen ve kendi düşüncelerine yön veremeyen varlıklar bütününden kendimi alıkoydum. Düşüncemin altında yatan gizli perde de ise insan ve insanlık için ne yapabilirim vardı. Bunun için kendime ait bir insan profili çizdim. Topluma faydalı birey olduğumda insan olabilirdim. Etrafımda topluma faydalı bireyler olmasa bile veyahutta toplum o bireylerden oluşmuş olsa da, topluma fayda sağlamayan bireye fayda sağladığımda insanlık görevimi yerine getirmiş olurdum. Bu düşünceden yola çıkarak, alıp verebileceğim nefesten çok, alıp verebilecek nefesler bırakmalıyım Arus-i Cihana.

İnsan olmak iç dünyan ile savaşırken dünyaya barışın hakim olmasını istemektir. İnsan olmak kendin için düşündüğünü bir başkası için de düşünmektir. İnsan olmak en basitinden bir ağaç dikmektir.

Şimdi soruyorum ne kadar insanız?