İntihar Tiplerine İslam Katkısı

Zeynep Serra Baş DER Kİ;

Emile Durkheim intiharı,” kişinin neticesini bilerek doğrudan veya dolaylı olarak pozitif veya negatif bir eylemle yaşamına son vermesi” olarak tanımlar (Durkheim,2013:5). Daha sonra intiharı müntehirin (intihar eden kişinin) toplumla ilişkisine göre bencil (égoiste), özgeci (altruiste) , kaderci (fataliste) ve anomik (anomique) olmak üzere dört farklı kategoriye ayırır.

Durkheim intiharı sadece psikolojik sebeplere bağlı açıklamanın yetersiz olduğunu, asıl belirleyici etkinin toplum olduğunu söyler. Psikolojiksi bozuk bireyin intihara daha meyilli olduğu ancak intihara götüren asıl nedenin toplumsal etmenler olduğunu söyler ve buna örnek olarak Yahudi topluluğunu gösterir. Durkhem’in elde ettiği verilere göre Yahudi topluluğunda delilik oranı yüksekken, intihar oranı daha düşüktür. Bunun sebebi Yahudi dinsel yönetimi, üzerine yöneltilen hoşgörüsüzlük nedeniyle dışlandığından öteki dinlerden daha güçlü biçimde merkezleşmiştir.(Durkheim,2013:145)Dışlanmışlık yüzünden topluluğun kendi içinde yaşamak zorunda kalması ve herkesin birbirini gözetmesi, sıkı sıkıya bir yaşam sürmeleri, bireysel ayrılığı ortadan kaldırmış, toplumu birbirine bağlamıştır. Bu nedenden ötürü Yahudileri intihara itecek pek çok koşul bulunmasına rağmen, intihar oranı düşüktür.( Durkheim,2013:146) Öte yandan intihar oranın düşük olmasına, dini inançlarının yaşamın tüm ayrıntılarını titizce düzene sokan ve bireysel yargıya pek az yer bırakmasının da etkisi vardır.( Durkheim,2013:146)

Bireyin bağlı olduğu din, politik topluluk, aile, mezhep gibi toplumsal bağların zayıflamasından kaynaklanan intiharlara bencil intihar denir. Toplumsal bağların zayıfladığı, bireyin kendini yalnız hissettiği zaman ortaya çıkar.

Durkheim kitabında bencil intihara örnek olarak dinlerin intihar üzerindeki etkisinden bahsetmiştir. Araştırmasını daha çok Avrupa toplumdan yapan Durkheim, Katolik olan( İspanya, Portekiz, İtalya gibi) ülkelerde intiharın; Protestan olan (Prusya, Saksonya, Danimarka’ya) ülkelere göre daha az olduğunu gözlemlemiştir.( Durkheim,2013:136)

Protestanlıkta, Katoliklerde intiharı aynı düzeyde yasaklar, yasakları tanrısal nitelik taşır. Yani Protestanlarda intiharın daha fazla olmasının sebebi mezheplerinin intihara farklı açılardan bakmasından gelmez. Durkheim, Protestanların Katoliklere göre daha fazla intihar etmesinin sebebini, Protestanlıktaki inanç yolundaki özgür sorgulama ruhuyla ilişkilendirir. Protestanların bireysel düşünceye Katoliklerden daha fazla yer vermesi, inanç yolunun Katolik Kiliseli kadar güçlü biçimde bütünleşmiş olmaması, bireylerin kendisiyle baş başa kalması, intihara daha meyilli hâle getirir .( Durkheim,2013:145)

İslam toplumuna bakıldığında intihar oranın diğer toplumlara oranla daha düşük olduğu görülür. Bunun nedeni İslam toplumunun dini inançlarına daha sıkı bağlı olması, dünyada çektiği sıkıntıların mükâfatını ahirette alacağını bilmesidir.

Allah Resulü’nün intihardan doğrudan nehyeden ve bunu yapanların şiddetli azaba uğrayacaklarını belirten pek çok hadisi vardır. Bu hadislerin İslam tarihi boyunca intiharların çok az olmasını sağlayan en büyük nedenlerinden biri olduğunu söylemek mümkündür. Birkaçı şunlardır: “Her kim dünyada bir şeyle kendini öldürürse, kıyamet gününde intihar ettiği o şeyle azap olunur.” (Buhari, 6047.) Allah Resulü, başına gelen bir musibetten dolayı insanın ölümü istemesini şiddetle yasaklamakta ve dünyanın bir sınav yurdu olduğundan hareketle sabırlı olunması istemektedir: "Birinizin başına bir musibet geldiğinde sakın ölümü temenni etmesin. Dayanamayan, ‘Ya Rabbi, hakkımda yaşamak hayırlı ise yaşamayı, ölmek hayırlı ise, ölümü nasip et!’ desin (Buhari, 5671.) buyurmuştur.(Yıldırım,2013:41)

Bireyi topluma bağlayan sadece din zümresi değildir. Durkheim, ailenin, siyasî zümrenin de aynı işi gördüklerini söyleyerek, bütün toplumlarda bekârlar bireylerin intihar oranının evlilere oranla daha yüksek; evlilerde de çocuksuz olanların çocuklu ailelere göre daha fazla olduğunu verilerle göstermiştir.

Birey sadece toplumdan koptuğu, kendini yalnız hissettiği zaman değil, topluma çok bağlı olduğu zamanda intihar eder. Bu tür intiharlara özgeci intihar denir. Bireyin, kendinden başkalarına kendini adaması olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, kişinin grubun içerisinde neredeyse tamamen yok olduğu hallerde gözlenir.( Durkheim,2013:237) Durkheim bu intihar türüne örnek olarak Hintli kadınların eşlerinin ölümünden sonra kendilerini yakmasını (suttee), başkanlarının ölümünde hizmetindeki kişilerin intiharı örnek gösterir.

Bu intihar türünde kendini öldüren kişi, toplumsal bir ödevi yerine getirmek amacıyla bu eylemi gerçekleştirir. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen kimse onursuzlukla suçlanır, çoğu zaman da dinsel cezalara çarptırılır. Kısaca, bu gibi kişilerin üzerine toplum bütün ağırlığı ile çökmekte, baskı yapmakta, onu intihara sürüklemeye çalışmaktadır. Özgeci intiharlarda kişi hayatı anlamını yitirmemiş, hayatından daha üstün gördüğü bir amaç için hayatını feda etmiştir; bu eyleminin mükâfatını göreceğini umar. (Durkheim,2013:215)

Toplumsal ilişkileri şekillendiren kuralların zayıflaması veya yok olmasının yol açtığı ayar şaşmasından meydana gelen intihar türüne Anomik(kuralsızlık) intihar denir. Durkheim, ekonomik krizlerin bu intihar türüne örnek olduğunu söyler, intiharın nedeninin zenginlik ya da fakirlik değil; toplumsal yapıdaki değişiklik olduğunu belirtir. Bunun yanı sıra dulluk bunalımı sonucu intihar eden bireyleri de bu tür intihara örnek gösterir. Eşlerden biri vefat edince aile düzeni bozulur ve ortaya bir karışıklık(kuralsızlık) hali çıkar, geriye kalan eş bu yeni duruma ayak uydurmakta zorlanır, bu yüzden dul bireylerde kendini öldürme eğilim kolaylaşır. Dul bireylerin intihar oranı hemen hemen her toplumda evlilerden, bekârlardan daha fazladır.

Anomik intihar türünün zıttı olan intihar türü Fatalist (kaderci) intihar tipidir. Bireyin üzerinde baskı yapan kuralların katılığından kaynaklanır. Durkheim buna köleleri örnek verir. Ancak bu intihar türünü Durkheim, sadece bir dipnot olarak açıklamıştır.


Kaynakça

Durkheim E. (2013), İntihar, İstanbul: Pozitif

Yıldırım E. (2013), ”Toplumsal Bir Yaramız: İntihar”, Diyanet, 274, 41-42