Medeniyet Tasavvuruna Niçin İhtiyaç Duyarız?

Murad Demir DER Kİ;

Medeniyet Tasavvuruna Niçin İhtiyaç Duyarız, İslam Medeniyeti Üzerine Kurduğumuz Tasavvur Nasıl Ve Ne Zaman Gerçeğe Dönüşebilir?

Sorunumuzun temelini teşkil etmekte olan medeniyet tasavvuruna ve bilhassa İslam medeniyetinin oluşum ve gelişim evresine açıklık getirmeden önce evvelden beri tartışılagelen medeniyet kavramına çeşitli açıklamalar getirmek yerinde olacağını düşünerekten medeniyeti tasvirlemeyi yeğliyorum.

Medeniyet İslam için nedir/ ne değildir ?

Medeniyet batı kökenli “civilisation” un çevirisiyle İslam’i yaşamın her alanına tezahür etmiş gerek milli gerek küresel ölçekte medeniyet kavramına çeşitli anlam ve yorumsamacı katkılarda bulunmuştur .Medeniyet kavramına yapısal olarak baktığımızda aslında medeniyet bir çok ulus için batı gözükmektedir peki neden batı ?

Sebep şundan kaynaklanmaktadır medeniyet kavramı moderniteye indirgendiğinden ötürü medeniyet adına herhangi bir değer kalmadı. Özellikle Osmanlıdan beri tartışılagelen konuların odağında medeniyet adına yapılan her türlü çağdaşlaşma girişimi batının taklitçiliğinden öteye gidememiştir .

Çeşitli Türk aydınları medeniyet kavramına farklı yönelimler göstermektedir bunların birkaçını zikretmemek gerekirse bunlar şu şekildedir :

EROL GÜNGÖR

Çeşitli zaman ve mekanlarda toplanmış ve bizzat araştırıcı tarafınca ortaya konulmuş beşeri birikime verilen addır .Yani medeniyet adı verilen kültürel birikim yaratıldığı ve etkin olduğu dönemde bir medeniyet olarak tanımlanmaktadır halde islamın bir dönemde aktif kalmak gibi bir rol üstlenmediğini aksi zamansalın evrenselliğinde ,yaşamın her anına sızma gayesinde olduğundan İslam için geçici bir medeniyetten söz edilemez. Benzer bir açıklamada daha bulunuyor Erol Güngör “Medeniyet fiilen yaşanan bir durumu değil geçmişte yaşanan bir duruma işaret eder” O halde İslam için medeniyet bugün de değil geçmişte aranıp bulunup ve bugünün kültürü İslam’la yoğrulmalı.

NURETTİN TOPÇU

“Medeniyet insanlığın muayyen tarihi devirlerinde bir zümre cemiyetin benimsediği vasıtalarla çalışarak ortaya koyduğu ve yaşattığı teknik ederin ve yaşayış şekillerinin bütünüdür” Düşünceleriyle her dönem de ses getirmiş olan ve bir o kadar farklı yönelimlere sahil olan N.Topçu’nun ise medeniyet düşüncesini teknikte/teknolojidebulmaktadır.

ZİYA GÖKALP

Ziya Gökalp bu konuya diğer düşünürlere nazaran farklı nazar belirtmektedir kendisi har ve medeniyetikilemini ortaya atarak harsın kalıcı kristalize biçim kazanmış dini yargılarla değer kazanmış bir yapı yani kültür olarak görürken medeniyete rölativist bir yargı yükler. Ki bu hususta dile getirdiği medeniyet kavramına uygun olarak kendisi için “...ben batı medeniyetten, Türk kültüründen, İslam dinindenim” tanımını dile getirmektedir.

Ziya Gökalp’ın bu tanımının aksini ve her türlü yeniden oluşumu İslam toplumları için rededen İsmet Ö. medeniyet hakkında oldukça önemli ve takdire şayan açıklamalarda bulunmaktadır: Üç mesele adlı eserinde bunların birkaçını dilim döndüğünce zikretmeye çalışacağım

­-Bütün medeniyetlerde toplum düzenlenmesi insanları gelir kategorisine ayırmayı altlık üstlük kurumlarını güçlendirmeye yönelmiştir .bu bakımdan medeni olmak insan ilişkilerinin bozuk ve haksız olmasına karine teşkil etmektedir.

-Medeniyetin getirdiği inceliğin ve zarafetin bir bedeli olması gerekir diye düşünebiliriz medeniyet inceliği veriyor insana karşılığında içtenliği alıyor. Medeni insanların yaşamlarının her yönünde yapma kurallara boyun eğmeleri onları kendilerinin olmayan bir yaşayış tipine hapsediyor .bundan şikayetleri onların elbette çünkü yaptıkları ve düşündükleri arasından bir zıtlık duymayacak kadar medeni haline gelmiştir. Benzer bir açıklamayı aynı konuda olmamada Erich From “İtaatsizlik üzerine" kitabında boyun eğme durumunu psikanalizlerken şu durumu dile getirmektedir: insan kimi durumlarda itaat ettiğinin farkında değil, o yüzdendir ki itaatsizlik eylemini sergilemesi gerekip gerekmediğini bilmez .

İsmet özel aynı zaman da medeniyet nasıl okunmalı konusuna üç argüman tertiplemiştir bunlar şu şekildedir .

1-) Medeniyet sınıflaşmayı ve insanın insanı sömürmesini öngörür ve elbette sınıflaşma ve sömürü medeniyeti doğurur.

2-) medeniyet insanların madde karşısında zaaflarının ve maddi gelişmeye mahkum olmalarının somutlaşmış biçimidir.

3-) Medeniyet toplum yapısını ve insan kişiliğini karşılıklı olarak bozar ve kokuşturur.

İsmet Özel’in medeniyete reddiyeler sunmasının temel sebebinin modern dünyanın tezahürünün seküler bir akt yaydığı dünya düşüncesine sahip olduğundan kaynaklandığını düşünmekteyim ki bu duruma benzer bir argüman geliştiren A.Davutoğlu ve İ. Kalın gibi düşün ustalarının çeşitli açıklamaları vardır bunlar şu şekildedir:

A.Davutoğlu “Medeniyetlerin Ben İdraki” adlı 1997 yılında yayınlanan makalesindeki şu anekdot dikkatti celb etmektedir

batı dışı medeniyet hafızalarının modernleşme ve batılılaşmaya direnmelerini kendi medeniyetlerini canlandırmaya çalışmalarını bu medeniyet mensuplarının farklı ben idraklerine sahip olmalarından kaynaklanmaktadır .

İ. Kalın’a göre ise :medeniyet bir dünya görüşünün zaman ve mekan boyunca tezahür ve tecessüm etmesidir. Dünya görüşü varlığa ve onun anlamına ilişkin en temel ve genel soruları sorarken varlık tasavvuru varlık karşısında geliştirilen duruş ve tutumların toplamını ifade etmektedir. Bu manada bir medeniyetin dünya görüşü ve varlık tasavvuru teorik ve pratik ilkeleri aynı bünyesinde barındırır.

Genel olarak toparlayacak olursak medeniyet ve kültür ikileminde İslam bir kültür mü yoksa bir medeniyet mi? sorusuna İslam’ın medeniyet olmadığı çünkü medeniyetin değişken, devingen ,maddeci bilimsel… ve daha bir çok yargıyı içermesi sebebinden kaynaklanmaktadır .İslam için kabul edilecek bir kaide varsa oda şudur bunun doyuruculuğu tartışılır: İslam medeniyeti olarak adlandırılan oluşumla bir İslam kültürünü tasvirlemek İslam’ın dünyeviye yoğrulmasından başkası değildir .Onun için İslam’i bir medeniyet söz konusu değil. ki olamaz. Soyut ve yekpare bir yapının alansal olarak ayrışıp, yaşantının sadece belli çatlaklarına sızması durumu kabul değildir. Bundan sonraki açıklamalarımda İslam medeniyetinden kaçındığımı yola İslam kültürüyle devam edeceğimi ve soruya bu hususta tahayyüller inşa etmeye çalışacağımı söylemek isterim. Evrensel bir İslami Kültürün oluşması için çeşitli argümanları maddesel biçimde dile getireceğim.

1-) İslami kültürün yerleşkesi olan toplumların batının üstün bir güç ve zarafete sahip olduğuna dair var olan düşüncelerini ortadan kaldırmalıdır.

2-) Kültür ve medeniyet ikilemi ayrıştırılıp İslam’ın kültür batının ise medeniyet olduğu anlaşılmalı ve özelliklede medeniyetin evrensel olduğu söylemlerinin çoğunun batı ilerlemeciliğinin kabul görme amacıyla tasarlandığı gözden kaçırılmamalı.

3-) Medeniyet ve modernite ikileminde ayrıştırılmalıdır .Bu husus özellikle Türkiye için geçerli modernitenin medeniyetin bir saç ayağı olduğu söylemleri Osmanlıda Prens Sabahattin ,A. Cevdet paşa ,M. çelebi (batı hayranlığı)gibi düşünürlerin yanında modern Türkiye’de Niyazi Berkes’ler, İbrahim Yasalar, Doğan Avcıoğlu, Behice Boran gibi düşünürlerde bir batı hayranlığına kapılmış,medeniyet getirisi olacağına inanıyorlar.

4-) Bahsini ettiğim ilk üç maddenin yeterince açık olduğuna inanaraktan medeniyeti İslam adına ne kadar olumsuzlamış olsamda anlamda Sezai Karakoç, necip fazıl Kısakürek gibi düşünürlerin kastettikleri medeniyet tasavvuru oldukça açık olduğuna inandığımı ve doğu medeniyetten islam medeniyetten bahsederken ki tavırları ve söylemleri aslında İslami kültür adı altında kabul gördüğünü ve bu hususta Sezai Karakoç un İslam medeniyetinin oluşabilmesi için öne sürdüğü orta doğuda evrensel bir islam devleti ve necip fazılın öne sürdüğü büyük doğu düşünceleri evrensel bir islam devletinin olması durumunda onun takipçisinin de bir islam kültürü olacağı düşüncem bu durumu olumlamaktadır .

5-) İslam kültürünün oluşumu kendi dışında model alacağı başka bir uygarlıkla oluşumu beklenemez /beklenmesin hatta kendi özünde ki derinliğe kani getirmeli ve bu uğurda inşâ edilmeli gerek sosyo-politik yaşam. Kendi özünde ki kimliğe ulaşmış olduğunu düşündüğüm tefekkür sahibi M.Akif Ersoy’ un şu dizeleriyle tartışmamı dizginlemek isterim

…sırrı terakkinizi siz ,

Başka yerlerde taharriye heveslenmeyiniz siz

Onu kendinde bulur yükselecek bir millet ;

Çünkü her noktada taklit sökmez hareket

Alınızın ilmini garp alınız san-atını;

Veriniz hem de mesainize son süratını

Çünkü kabil değil yaşamak bunlarsız

Çünkü milliyeti yok sanatın, ilmin

Yalnız iyi hatırda tutun demin ettiğim ihtarı:

Bütün edvar-ı terakkiyi yarıp geçmek için ,

Kendi mahiyet-i ruhiyeniz olsun kılavuz

Çünkü beyhudedir ümit-i selamet onsuz.

M.Akif ERSOY