MİSAFİRLİK KÜLTÜRÜ

Tufan KARAMAN DER Kİ;

Giriş

Kültür, insan yapımı olması itibariyle kendisini hayatın merkezinde konumlandırmaktadır. Yapıp ettiğimiz bütün eylemlerde kültürün izlerini bulmak mümkündür. Her toplum kültürüyle var olmaktadır. Bu noktada kültürsüz olarak nitelendirilen insanlar ciddi anlamda kültürsüz değillerdir. Kültürün sosyalleşmeyle öğrenilen bir olgu olduğu göz önüne alınırsa kültürsüz olarak yanlış nitelendirilen insanlar, başarısız sosyalleşmiş insanlardır. Bu noktada kültürsüz insan yoktur, başarısız sosyalleşmiş insanlar vardır. Kültür insana her türlü sirayet etmektedir. Topluma adapte olmada, eksik bilgi sahibi olmak kültürsüzlük olarak nitelendirilmemelidir. Bu anlamda kültür bir anlam dünyası kurar ve bireyler o anlam dünyasına dahil olarak devamlılığı sağlarlar. Misafirlikte toplumdan topluma farklı anlamlar içine girebilmektedir. Toplumdan topluma değişen anlamlar, dönemden döneme göre de değişebilmektedir. Misafirlik kültürü, kültür sosyolojisi bağlamında bir incelemeye tabii tutulacaktır.


Kültürel Bir Nimet Olarak “Misafirlik Kültürü”

Misafirlik, kültürel anlamda hala korumaya çalıştığımız bir değerdir. Misafir olmak veya misafir kabul etmek duygusal anlamda huzur, sevinç katmaktadır. Misafirlik aynı zamanda insanların birbirini düşündüğü, birlikteliği ve bütünlüğü koruyan bir işlevi vardır. İşlevsel boyutu zamanla estetiksel boyutunu da ortaya çıkarmıştır. Misafirliğin estetiksel boyutunu misafir odaları oluşturmaktadır. Yeni alınıp kullanılmadan bekleyen koltuklar, TV’nin üstünde TV ile birleşik bir aksesuar haline gelen dantelli örgüler, evin en güzel ve özel bölümü bu sayede misafire aittir. İnsanlar çoğu bu noktada misafir odasını bir tasarım ve moda merkezi olarak kullanmaktadır. Dolayısıyla gösteriş misafirliğin estetiksel boyutunu ortaya çıkarmaktadır. Bu anlamda geçmişten günümüze misafirliğin anlamında kültürel kaymalar olmuştur. Geleneksel dönemde misafirlik kültüründe asıl olan dini düşünce iken, gelenek sonrası dönemde kutsallığın gösterişe doğru evirildiği görülmektedir. Düğünümüzde 5000 kişi vardı derken vurgulanan tabaka, statü ve gösteriş haline gelmektedir. Şöyle düşünmeliyiz ki; Misafir (bereket), gelmiş. Ev sahibi kalkıp misafir odasına aldığı koltuklarla, TV’lerle hava atıp, gösteriş yapmaktadır. Bu noktada ekonomik anlamda misafirliğe verilen aşırı önem, kültürel anlamda aşırı önemsizliğe sebep olmaktadır. Gösterişin aşırıya kaçması misafirliği bir rekabet alanına dönüştürmektedir. Postmodern dönemin insanları ayrıştırıp bireyselleştirmesi misafirlik kültürüne de etki etmektedir. Önceden TV olmadığı zamanlarda gece misafirliği yapılırken, şimdi TV ve diğer kitle iletişim araçlarıyla birlikte hem gece kavramı hem de misafirlik kavramına etkileri olmuştur. Örneğin insanlar kendi iç dünyalarına yönelmesiyle birlikte misafirlikte susmalar başlamıştır. Bu susmalarda telefondan mesaj mı, haber mi gelmiş yalanlarıyla örtülmektedir.


Misafirliğin Dinsel Görünümü

Misafirliğe geniş bir çerçeveden bakmak gerekirse dünyada sonsuza dek kalamayacağımız için bir misafirlik söz konusudur. Ölümle birlikte sonlanacak bir misafirlikten bahsedilmektedir. Bu noktada en kapsamlı misafirlik türü insanın dünya evine gelmesidir. Misafirlik dini anlamda kültürümüzde önemli bir yer tutmaktadır. Misafir olmaktan çok misafir kabul etmenin statüsü daha üsttedir. Bu anlamda misafirliğin kutsal bir yanı vardır. Misafirin hoş tutulması, ikramların eksiksiz yapılması ve herhangi bir saygısızlık yapmamak, kutsallığa bürünmüş misafire karşı bir tapınma ritüelidir. Her kutsallığın içinde barındırdığı bir gizemi vardır. Bu noktada misafirliğin kutsallığı “Her geleni Hızır bil” sözünde saklanmaktadır. Kültürel anlamda bu söz misafire karşı kötü davranılmaması gerektiğini, aksine o misafirin sizin iyiliğiniz için gönderilmiş bir hızır olabileceği görünümü vermektedir. Bu anlamda misafiri bereket olarak gören bir anlayış üretilmektedir. Gündelik hayat içerisindeki misafirlik azalsa da dini bayramlardaki misafirlik devam etmektedir. Dinin misafirlikle, bayramla insanları birleştirip, bütünleştirmeye çalıştığı görülmektedir.


Misafirliğin Dilsel Görünümü

Dil sosyalleşmede kültürün aktarılmasında kullanılan en önemli araçlarından biridir. Bu anlamda misafirlik kültürünün sadece taklit yoluyla aktarılmayıp dil ile aktarıldığı da görülmektedir. Misafirlik ile ilgili atasözlerini incelersek;


“Misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” Bu atasözünde misafirin alçak gönüllü olup, ev sahibinin durumunun ne olduğuna bakılmaksızın, ev sahibini utandırmamak adına bulduğunu ses çıkarmadan yediğini anlatmaktadır. Aynı zamanda bu atasözü ev sahibini de rahatlatmaktadır. Herkes aynı ekonomik şartlara sahip olmadığı düşünülürse yapılan ikramlar farklılık gösterecektir. Dolayısıyla ev sahibi “eksik veya fazla ikram etsek ayıp mı olur, olmaz mı?” düşüncelerine maruz kalmaktan kurtulmaktadır. Bu sayede atasözü misafirliğin bütün sosyal tabakaların yapabileceği bir işlem olarak göstermektedir. Herkesin misafiri ağırlama işlemi ekonomisi kadar olması gerektiğini vurgulamaktadır.


“Misafir on kısmetle gelir, birini yer, dokuzunu bırakır.” Bu sözde anlatılmak istenen misafirin bereketiyle geldiğidir. Bereket olarak nitelendirilen misafir dilsel anlamda bir kutsallığın inşasına sebebiyet vermektedir. Sözde bahsedilen rakamlar soyut anlamda bolluk ve bereketten bahsetmektedir.


“Misafir, üç gün misafirdir.” Bu sözde anlatılmak istenen kutsallığın bir kullanım alanına dönüşmesidir. Dolayısıyla üç gün ile sınır konularak misafirliğin abartılmaması konusunda alınan bir önlem olarak görülmektedir.


Sonuç

Misafirlik kültürü geçmişten günümüze devam eden bir olgudur. Sürekliliği kültürel sosyalleşme bağlamında sağlanmaktadır. Sosyalleşmede geçerli olan aktörler aynı şekilde kültürlenmede de geçerli olmaktadır. Misafirlikte dönemden döneme anlamında değişmeler yaşanmıştır. Modern öncesi dönem dini anlamı baskınken, modern sonrası dönemde gösteriş boyutu ağırlık kazanmıştır. Ev alanları içerisinde misafir için özel alanlar tahsis edilmiştir. Misafire verilen aşırı önem gösterge toplumunda gösterişe evirilmiştir. Önceden boş zamanlarda misafirliğe gitmek bir aktiviteyken şimdilerde avm ve parklara gitmek boş zamanın içini doldurmak için yapılan aktivitelere dönüşmüştür. Son olarak ortaya çıkan Covid-19 Salgını ile avm ve parklarda harcanan boş zaman bireylere hediye edilerek evde bol zamana dönüşmüştür. Fakat sürecin tehdit edici olması misafirlik kültürünün boyut değiştirmesine sebep olmuştur. Dijitalleşme ani ve zorunlu olarak gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla olağanüstü durumlarda kültürel alışkanlık ve pratiklerde aksamalar olabileceği veya değişime uğrayabileceği görülmüştür.

107 görüntüleme