Zaman, Küçük Mutluluklardan Oluşan Bir Nehirdi Sanki…

Nurcan Hıdır DER Kİ;

Hepimiz Efes’li filozof Heraklitos’un birçok farklı noktalara çekilebilecek “Aynı nehirde iki kez yıkanmaz.” sözünü biliriz. Heraklitos’un bu sözü genelde değişimin sürekliliğini vurgulamak için çeşitli metinlerde kullanılırken ben Heraklitos’un bu sözünü zaman açısından ele almak istiyorum sevgili okur. Çünkü zamanda aslında bir nehir gibi.. Nasıl ki sürekli bir akış halinde olan nehir aslında aynı sudan ibaretse zamanda aynı olguları farklı rakamlarla ifade ediyor. Modayı düşün sevgili okur. Bugün giyilen/ kullanılan birçok kıyafet/aksesuar 80’li yıllardan esinlenilmiş aslında. Değişen belki de Heraklitos’un sözünün atıfta bulunduğu değişimdir. Yaşanan olaylar, var olan olgular, insanlar hep farklılaşsa da değişmeyen tek şey Geçmişten günümüze değişen tek şey rakamlar.. Belki biraz da insanlar..

İnsan, çok değişik bir varlık sevgili okur. Hep sevgiyi ve mutluluğu uzaklarda aramaya meyilli olacak kadar cesur; gözünün önündekini yahut elini uzatsa dokunacak kadar yakınında olanı göremeyecek kadar korkaktır. Oysa mutluluk korkaklık istemeyen bir olgu. Mutluluk, korkakların yaşamaya cesaret edemeyecekleri tek duygu belkide. İnsanların konuşmalarına bakın sevgili okur. Herkesin amacı mutlu olmak.. Misal bir işe girdiğinde para kazanmak amacında insan. Lakin o kazanılan para dahi hayatında bir değişikliği yapmak için kullanılan bir araç; hedeflerine ulaşmak için bir merdiven basamağı. Belki kazandığı parayla tatilde yurtdışına gidecek, belki okumak istediği kitapları alacak ya da belki akşamları kahvesini içmekte olduğu balkonunda çiçek yetiştirecek. Amaç aynı; mutlu olmak. Birkaç hafta önce uzun süredir merak ettiğim ancak bir türlü fırsat bularak izleyemediğim Yann Arthus-Bertrand ‘ın “Human” adlı belgeselini izledim. Belgeselde farklı dinlerden, milletlerden, ülkelerden insanlara bir konu hakkındaki düşünceleri soruluyordu. Sonra beni derin düşüncelere iten soru soruldu: “Mutluluk sence nedir?” ve bu soruya düşündüren lakin basit birçok farklı cevap verildi. “Mutluluk, çocukların eve gelişidir. Bu bir annenin mutluluğudur.”,” Bir kocanın eve gelişi ve gülümsemesi, 33 yıllık evlilik hayatından sonra bir öpücük vermesi.. Bu kadının mutluluğudur.”,” Mutluluk, torunlarının ‘anneanne’ demelerini duymaktır. Bunu söylediğimde yaşlı hissedersiniz ama bu da mutluluktur.”,” Ayrıca seni görmekten hoşnut meslektaşlarınla buluşmak... Şöyle düşünürler; ‘O burada, hadi konuşalım.’ Bu da mutluluktur.”,” Sabah kalktığında hiçbir yerin ağrımıyorsa bu da mutluluktur.” Bunlar verilen cevaplardan bazılarıydı. Ama beni en çok etkileyen ve mutluluğun çok şaşalı ama aynı zamanda basit bir olgu olduğunu düşündüren ” İyi bir hasatı vadeden yağmurdur. Birçok çeşit mutluluk vardır ama aynı zamanda tek bir çeşit; hayattasındır ve bu mutluluktur.” cevaptı. Sonra oturdum düşündüm; ‘Benim hayatımda mutlu olduğum ve olmadığım anlar var mı? Varsa mutlu olduğum an mı yoksa mutsuz olduğum an mı daha çok?’ Diye. Baktım işin içinden çıkamıyorum, mutlu olduğum anda beni ben yapıyor; mutsuz olduğum anda. Asıl önemli olanın geçen zaman ve bu zamanın mutlu – mutsuz, üzgün - sevinçli, öfkeli – sakin, vb. birçok duyguya şahit olduğunu anladım. Hayatımız bu anlardan ibaret. Zaman elimizdeki en kıymetli hazine sevgili okur. Onu nasıl geçirdiğimiz önemli.. O zamanın bizden aldıkları ve bize kazandırdıkları önemli. İyi geçen anlarımız kadar kötü geçen anlarımızda olacak sevgili okur. Çünkü bizler bir şeyin değerini onun zıttını yaşadığımızda daha iyi anlıyoruz. Bu yüzden her kötü ana, olaya, duruma, kişiye sıkma canını sevgili okur. Çünkü bizim kötü diye nitelendirdiğimiz şeyler bize çok şey kazandırıyor aslında. Zaman, bizim sevgili okur. İstediğimiz gibi kullanmakta serbestiz. Onu istediğimiz gibi harcamakta özgürüz. Onu kendimizin yapmaya mecburuz. Hepimiz kum saatlerini biliriz; kum saatini hangi yöne çevirirsen çevir; kumlar hep tersine akar. Kumların aynı olduğunu biliriz. Oysa zaman öyle değildir sevgili okur. Geçen sadece zaman değildir. Zamanla birlikte farklı insanlar, olaylar, durumlar, olgular vardır elimizden kayıp giden. Belkide değişmeyen tek şey zaman kavramının kendisidir. Zaman bir nehir misali akıp gider. Nehirin başlangıcının ve sonunun nerelerde olduğunu biliyorsak bile nehrin akıp giderken neyi götürdüğünü yahut ardında neyi bıraktığını bilemeyiz. Sadece bildiğimiz tek bir şey vardır: akıp giden nedir. Yani zaman. Malesef geçen zamanı geriye getiremeyiz ancak önümüzdeki zamanı bize ait kılabiliriz. Geçmişten alabileceğimiz tek şey yaşanılan şeylerden çıkarılan derslerdir sevili okur. Geleceğimizi geçmişimize takılmadan ama ondan da kopmadan inşa ederiz. İnşa ettiklerimizden de mutluluk bekleriz. Mutluluk bekleme sevgili okur! Çünkü her şey mutlulukla ilgili değildir. Mutluluk bizim olaylara nasıl baktığımızla ilgilidir; olayın kendisi değildir. En büyük mutluluk hayatta olmamızdır. Hayattaysak ve yeni güne uyanabiliyorsak kendimize küçük mutluluklar inşa ederiz. Küçük mutluluklarımız arttıkça da hayattaki amacımıza ulaşmış sayılırız. Aslında hepimizin kabul etmesi gereken tek şey vardır: hayattaysak ve yaşamaya devam ediyorsak, düşünebiliyorsak, düşündüklerimizi aktarabiliyorsak, diğerleriyle iletişime geçebiliyorsak, iletişime geçtikçe kendimizi tanıyorsak bu bizim mutluluğun kendisine ulaşma yolundaki sağlam adımlarımızdır.

Kendini her şey için üzme sevgili okur. Çünkü sen kendini ne kadar üzsende parçalasanda zaman akıp gidiyor. Sana kalan sadece o üzüntü oluyor. Bir de kırılmışlık ve yoksunluk duygusu.. Zaman, bir nehir sevgili okur. Başlangıcını da biliyorsun; bitişini de. Zaman asla değişmiyor, değişen içindeki olaylar ve olgular oluyor. Senin yapman gereken tek şey hayatta kalmaya devam etmek ve hayatta kaldığın sürece ulaşabildiğin yahut ulaşmak istediğin küçük mutluluklara sahip çıkabilmektir. Çünkü elimizdeki tek şey zamandan alabildiğimiz küçük mutluluklardır sevgili okur. “Sadece zamanlar değişir, zaman hep aynı kalır.” der Stanislaw J. Lee . Bu sözüyle bize en doğru şeyi söyler. Çünkü bizler değişken zamanlardan yola çıkarak zamana ulaşırız. Hep zamana sahip ol sevgili okur. Sahip oldukça var ol...